|
Tüp Bebek, tıbbi adıyla İn vitro fertilizasyon, evli çifte ait üreme hücrelerinin
elde edilmesinden sonra vücut dışında döllenme işlemidir.
Tüp
Bebek Uygulamasından
Önce Yapılan Testler
Tüp
bebek uygulamasına
karar verildikten sonra, eşlere Sarılık (Hepatit B – Hepatit C), HIV(AIDS),
VDRL gibi anne adayının gebeliğini
etkileyebilecek hastalıkların testleri yapılır. Adetin 3. günü üremeyle ilgili
hormonlara (FSH, LH, Prolaktin, Estradiol) bakılır. Son altı aydan daha eski
tarihli olmamak koşuluyla rahim filmi (Histerosalpingografi)
istenir. HSG özellikle rahim içi üreme kanallarının görüntülenmesi ve bilgi
edinilmesi açısından önemlidir. Rahim ağzından renkli bir sıvının içeri
verilmesini takiben çekilen film, kanalların
tıkalı olup olmadığını ve rahim içi kavitenin düzgün olup olmadığını gösterir.
Kişiden
kişiye değişiklik göstermekle beraber ağrı eşiği düşük olanlar için
hafif anestezi altında çekilmesi uygun olabilir.
Rahim içinin değerlendirilmesinde
kullanılan bir diğer yöntem
histeroskopidir. Çok özel
bir mini fiberoptik
teleskop ile rahim içine girilerek rahim kavitesi incelenir. Gerektiği taktirde küçük cerrahi müdahaleye olanak veren bu uygulama anestezi altında
yapılabilir.
Tanı ve tedavi amacıyla
kullanılan bir diğer yöntem olan
laparoskopi
ise, aynı şekilde genel anestezi altında, göbek altından açılan küçük bir delikten sokulan bir teleskop ile üreme
organlarını incelemeyi sağlar. Karın içi yapışıklığı, yumurtalık
kisti, küçük
myomlar ve endometriyozis gibi sorunlar varsa da aynı anda tedavi
edilir.
Sayfa
başına dön
Yumurtalıkların
Uyarılması
Her
hasta, yaşı, yumurtalıklarının cevap kapasitesi, hormon değerleri
ve boy/kilo oranına göre değerlendirilir ve tedavi buna göre planlanır.
Her protokolde değişik olmakla birlikte en sık kullanılan tedavi
protokolüne göre tüp bebekte öncelikle beyinden salgılanan hormonlar baskılandıktan
sonra yumurtalıklar uyarılır.
|
 |
Hormonların Baskılanması: Öncelikle yapılması gereken yumurta üretimini sağlayan
hormonların
belli bir temel düzeye getirilmesidir. Bu amaçla genel olarak adetin 21. gününde veya 2. gününde hormonları baskılayacak ilaçlara başlanır. Bu hormonlar
cilt altı iğne veya burun spreyi şeklinde kullanılabilir. Baskılama süresi,
hastalar arasında farklılık göstermekte olup 1 ile 3 hafta arasındadır.
Baskılayıcı tedaviyi takiben kan tahlilleri ve ultrasonografi incelemesi
sonucunda uygun kriterler tespit edilirse, yumurta gelişimini uyaracak hormon tedavisine başlanır. Bununla birlikte programa katılan hastaların % 5
kadarında
bu dönemde hormonlar
baskılanamadığı için hastalar programı bırakmak zorunda kalabilirler. Bu hastalar
daha sonraki bir dönemde tekrar programa katılabilirler. |
Yumurtalıkların Uyarılması: Hormon düzeyleri istenilen seviyeye
gelmiş olan hastalarda, daha çok yumurta ve
embriyo elde ederek gebelik şansını artırmak için, günlük ya LH+FSH
kombinasyonu yada sadece FSH içeren hormon preparatları cilt
altına veya kas içine uygulanabilir. Yumurta gelişimini uyarıcı ilaçların başlanmasını takiben
hastalar seri kontrollere çağırılırlar. Kontroller başlangıçta daha uzun
aralıklar ile yapılırken yumurta gelişimi belli seviyeye ulaştıktan sonra
günlük kontroller gerekebilir. Bu kontrollerde yumurta gelişimi ve salgılanan hormon düzeylerine göre ilaç dozlarında uygun değişiklikler yapılır.
Yumurta gelişim süresi hastadan hastaya değişmekte olup, bu süre yaklaşık
olarak 1 ile 3 hafta arasındadır. Programa katılan hastaların %10 kadarında uygun
yumurtalık cevabı olmadığı için program iptal edilebilir.
Foliküllerin çatlatılması: Takipler
sonucunda folliküller istenilen sayı ve büyüklüğe
ulaştığında ve rahim içi dokusu
yeterli kalınlığa eriştiğinde hastalara foliküllerin çatlamasını sağlayacak
hCG hormonu içeren iğneler yapılmaktadır. Genellikle
hCG saat 20.00’den sonra yapılmaktadır. Bu işlemi takip eden 36-40 saat içerisinde
folikül çatlayacak ve içlerindeki yumurta hücreleri üreme kanallarına atılacaktır. Tüp bebek işleminde amaç
iğne yapıldıktan sonraki 34-35. saatte, foliküller çatlamadan önce, yumurta
toplama işlemi gerçekleştirilerek elde edilen yumurta hücrelerinin labaratuvar ortamına ulaştırılmasını sağlamaktır. Bu amaçla iğne yapıldıktan
sonraki yumurta toplama işlemi gerçekleştirilmelidir.
Hastaların
çok az bir bölümünde yumurtalıkların
aşırı uyarılması sonucu
karında şişlik, kusma, ağrı gibi şikayetler olabilir.
Ovaryen
Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS)
denilen bu sendroma ait
yakınmalar olduğunda ilgili doktor
haberdar edilmelidir.
Özellikle polikistik over hastalığında bu şikayetlerin görülme sıklığı fazladır.
Şikayetler hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç gruba ayrılır.
Yumurtalıklar normalden büyüktür. Karın içine sıvı birikmesi, hatta göğüs
kafesinde sıvı birikmesi olabilir. Bu da ağrıya yol açar. Özellikle şiddetli
ağrı, bulantı, bazen solunum güçlüğünün eşlik ettiği ağır vakalar çok
nadir görülebilmektedir. Hastane bakım ve tedavisi gerekebilir.
Bu şikayetler hastanın yakın takibiyle, dikkatli ilaç seçimiyle önlenebilir.
Sayfa
başına dön
Yumurta
ve Sperm Toplanması
Yumurta toplama işlemi ameliyathane ortamında steril şartlarda yapılmaktadır.
Hastanın
istemine bağlı olarak genel veya lokal anestezi altında yapılabilir.
Bu durum önceden kararlaştırılmalıdır. İşlemden önceki akşam saat
24.00’den itibaren ağız yoluyla yiyecek, içecek ve sigara almamak
gerekmektedir.
|
 |
Yumurta
toplama işleminde, vaginal ultrasound altında bir iğne yardımıyla içinde
yumurta bulunan foliküler sıvı aspire edilmektedir. Bu uygulamadan sonra oluşabilecek kasık ağrısı
için günde 2-3 tablet parasetamol ihtiva eden bir ilaç alınmasında sakınca
yoktur. İşlem bittikten sonra bir süre sulu gıdalar ile beslenilir. Yaklaşık 1 saat sonra taburcu olunabilir.
Aynı gün mastürbasyon ile steril kaba alınan meni laboratuara iletilir. Özel yöntemler ile muamele edilerek yıkanır ve işlemlerden geçirilir.
|
Sayfa
başına dön
IVF
ve Mikroenjeksiyon (ICSI)
Toplanan yumurtalar arasından
laboratuvarda kullanılabilecek durumda olanlar seçilir
ve özel besi yerleri içine yerleştirilir.
Yumurtalar yaklaşık 2-3 saat burada bırakılır.
İn
Vitro Fertilizasyon (IVF): Alınan her yumurtanın
laboratuvar tarafından belirlenen
yöntemlerle spermler ile
birarada bırakılması ve dişi ile erkek döl hücrelerinin birbirini döllemesi olarak tanımlanır.
Yumurtaların döllenip döllenmediğinin kontrolü işlemden 16-24 saat sonra
yapılır. Bu yöntem ile elde edilen embriyolar gelişimlerinin en uygun olduğu düşünülen dönemde rahim içine yerleştirilir.
İntrasitoplazmik
Sperm Enjeksiyonu (Mikroenjeksiyon-ICSI): Şiddetli
erkek kısırlığı tedavisi için geliştirilmiş bir yardımcı üreme
tekniğidir. Sayı, hareketlilik ve şekil bozukluğu olan spermlerin kendiliğinden
yumurtaları döllemesi mümkün olmamaktadır.
Bu yöntemde mikropipetler yardımı
ile mikroskop altında spermin yumurta içine direkt olarak enjekte edilerek
yumurtayı döllemesi amaçlanmaktadır. Böylece bir anlamda zorla döllenme
sağlanmaktadır. Erkeğin menisinde spermin bulunmadığı durumlarda epididimal
kanal veya testislerden (yumurtalıklardan) elde edilen spermler kullanılarak da mikroenjeksiyon
yapılabilir.
|
 |
Mikroenjeksiyon yönteminde normal yollar ile
yumurtayı dölleme yeteneği olmayan spermler
kullanıldığı için, gebelik elde edildiğinde bu
durumun bebekte anormallik oluşturup oluşturmayacağı
araştırılmalıdır. Yapılan incelemelerde
mikroenjeksiyon yöntemiyle doğan bebeklerde anomali
oranının artmadığı fakat seks kromozom
anomalilerinde yaklaşık 2 kat artış olduğu
gözlenmiştir. Erkekte sperm azlığına neden olan bu
genetik bozukluğun, doğacak erkek bebeğe taşınması
mümkündür. Bu durum erkek çocuğun yetişkinlik
döneminde sperm üretim bozukluğuna yol açabilir. Bu
amaçla gebeliğin 4. ayında amniosentez yapılarak özellikle şiddetli erkek infertilitesi olan çiftlerde
seks kromozom anomali riski araştırılabilmektedir. |
Günümüzde, daha önce tedavisi olmayan ağır erkek infertilite vakalarında
mikroenjeksiyon ile başarılı bir tedavi metodu uygulanmasına rağmen, başarıyı
belirleyen en önemli faktör kadının yaşı ve elde edilen yumurtaların
kalitesidir. 35 yaş ve üzeri kadınların yumurtalarında kromozom anomalisi
oranı artmakta, bu durum verilen embriyoların implante olmasını (rahim duvarına
tutunma) ya da gebelik oluşmuş ise bu gebeliğin düşükle sonlanması riskini artırmaktadır.
Bazı kadınlarda ise yaştan bağımsız olarak yumurtalık kapasitesi azalmış
olup az sayıda ve kötü kalitede elde edilen yumurtalarda döllenme sorun olmakta ve kötü embriyo kalitesi elde edilmektedir.
Sayfa
başına dön
Embriyo
Transferi
Döllenme başarılı ise ve embriyo gelişimi gerçekleşirse, 3, 4 veya 5 gün
beklenip ardından embriyolar ince bir katater aracılığıyla rahim içine
yerleştirilir. 5. gün yapılan transfere
blasokist transferi denir ve başarısı daha iyidir.
Embriyo transfer işlemi basit ve ağrısızdır, anestezi gerektirmez. Transfer
edilecek embriyoların sayısı kadının yaşı ve gelişen embriyoların
kalitesine göre değişmektedir. Tüp bebek işlemlerinde yüksek çoğul
gebelik oranının yüksek olması nedeniyle en uygun sayıda embriyonun transferi sağlanmalıdır.
|
 |
Transfer
işleminden sonra yarım saatlik bir dinlenme yeterlidir. Taburcu olunduktan
sonraki 48 saat boyunca oda istirahati önerilir. Daha sonra normal yaşantıya dönülebilir. Embriyo transferi sonrasında,
lekelenme tarzında
kahverengi akıntılar olabilir. Bu tamamiyle işleme bağlı olup, hastaların
paniğe kapılması gereksizdir. Bununla birlikte karında şişlik, bulantı,
kusma ve iştahsızlık gibi şikayetler var ise ovaryen hiperstimülasyon
sendromu denilen vücudun hormon preparatlarına
verdiği aşırı duyarlılıktan
kaynaklanabilecek bir sorun söz konusudur. Bu durumda hemen doktor ile görüşülmesi
gerekmektedir.
|
Transferi takip eden 10. ve 12. günde kanda gebelik testi yapılması istenir. Hastaların adet görmeleri halinde bile
bu testin yapılması istenmektedir. Çünkü vaginal kanama gebelik olmadığı
anlamına gelmez. Gebelik testinin şüpheli çıktığı durumlarda takip eden
2. günde testin tekrarlanması istenir. Gebelik testi sonucu netleşinceye
kadar cinsel ilişki önerilmez. Gebelik tespit edilen hastaların, 10 gün
sonra gebelik kesesinin görüntülenmesi için ultrasonografik muayenesi şarttır.
Kalp atışı görülünceye kadar gebelik klinik açıdan
oluşmamış kabul edildiğinden hastanın yaklaşık 10 gün sonra ikinci bir ultrasonografik kontrolü uygundur. Önerilen ilaçlar dışında
ilaç kullanımı gerektiğinde önceden bilgi verilmesi, radyasyon yönünden
riskli alanlarda bulunulmaması ve tedavinin başladığı günden itibaren
kesinlikle sigara içilmemesi önerilir.
Tedavi gebelikle sonuçlanmaz ise, yeni bir tedaviye başlamak için en az 2-3 ay
beklenmelidir.
Sayfa
başına dön
Assisted
Hatching (Rahim içine tutunmaya yardımcı olma-traşlama)
Yumurta hücrelerinin dışında
zona pellucida denilen koruyucu bir
zar mevcuttur. Bu zar normalde embriyo gelişimi ile incelir ve embriyonun
rahime tutunması sırasında tamamen kaybolur. Bazı embriyolarda normalden daha kalın
olabilen bu zarın inceltilmesi veya delinmesi işlemine
‘assisted hatching’ denilmektedir. Bu uygulama gebelik şansını %10 kadar artırmaktadır.
Merkezimizde bulunan laser sistemi ile bu işlem en kısa süre ve en zararsız şekilde
uygulanmaktadır.
Çok düşük dozda laser ışını gönderilerek zarda
istenilen büyüklük ve genişlikte delik açılır. Ayrıca biyopsi yapılması
gereken olgularda zar tamamen delinir. Embriyoya en az zarar veren ve dışarıda
kalma süresi en kısa olan bu yöntem en çok tercih edilendir. Sistemin
uygulanabilirliği çok kolay olmasına rağmen çok dikkat isteyen bir işlemdir. Dondurulup çözülen embriyolara da
laser yardımıyla
delik açmak gebelik oranını artırmaktadır.
Ayrıca
son yıllarda, 35 yaş üstü anne adaylarında veya geçirilmiş başarısız
uygulamalarda da kullanımı söz konusudur.
Sayfa
başına dön
Kriyoprezervasyon
|
 |
Hastalardan elde edilen ve transfer edilmeyen embriyoların yine hastaların
onayıyla dondurularak saklanması işlemidir. Hastaların gebe kalamaması
veya
daha sonra tekrar çocuk istemeleri durumunda kendilerinin olan ve
dondurularak saklanan embriyolar
çözülerek transfer edilebilir. Dondurulmuş embriyo transferi ile
kadın hastanın yoğun hormon tedavisi almasına
ve yumurta toplanması işlemine erkek hastanın da tekrar
sperm vermesine gerek kalmaz. Hastalara yalnızca, transfer
öncesi rahim iç dokusunu
hazırlamaya yönelik ilaçlar verilir. Buna
rağmen tüm embriyolar dondurulma/çözülme
işleminden
sonra sağ kalmayabilir. Bu
yüzden
dondurulmuş (kriyoprezerve) embriyo transferinden
sonraki gebelik oranları normal embriyo
transfer oranlarından biraz daha düşük olacaktır. |
|
 |
Dondurulup çözülen
embriyo gebeliği, iyi donanımlı bir merkezde dondurulmadan yapılan
sikluslardaki gebeliklere benzerdir.
Bunun için
embriyo dondurma ve çözme işlemi çok dikkatli yapılmalıdır. Kullanılan dondurma sıvıları
yoğunlukları giderek artacak şekilde yapılmıştır. Bu sıvılar yardımıyla
embriyonun içerisindeki su yavaş yavaş alınır, yerine donma sırasında
genişleyerek zarın parçalanmasına neden olmayan bir madde geçer. Bu aşama
embriyoya en az zararı verecek şekilde, belli ısıda ve sürede kademeli
olarak yapılır. Bekleme süresi tamamlandığında embriyoların bulunduğu tüp veya dondurma çubuğu dondurucu alete
yerleştirilir. Bu cihazın kalite ve kapasitesi de sağlıklı dondurmanın gerçekleşmesi
için çok önemlidir. Dondurma programı embriyolog tarafından belirlenerek
cihaza kaydedilir, buna göre program başlatılır. Prensip olarak ısı yavaş
yavaş - 30ºC’ye kadar düşürülür, bundan sonra daha hızlı bir şekilde -150ºC’ye indirilir.
Donmuş olan embriyolar, içerisinde sıvı azot olan
saklama kaplarının içerisine konur ve -196ºC de saklanır. |
Çözme sırasında herhangi
bir cihaz kullanılmaz. Dondurma sırasında kullanılan kimyasal sıvılar bu
defa ters sırayla hazırlanır. Oda ısısına gelen embriyolar en yoğun sıvıya
alınır. Gene bekleme süreleri dikkatlice takip edilerek tekrar vücut ısısı
olan 37ºC ye getirilen embriyolar gazlı-nemli sıcak enkübatörlere konur.
Dondurulduğu zamandaki gününe ve sayısına göre ya aynı gün
transfer edilir ya da 1- 2 gün takip edilerek bölünmeye devam eden kaliteli
embriyolar seçilerek kullanılır. Merkezimizde genel olarak bu yöntem tercih
edilmektedir. Bölünme
ve kalite ne kadar iyi ise gebelik şansı o kadar fazladır.
Dondurma ve çözme işlemi
embriyo için aşırı hasar verici olabilir. Bu sırada dayanıksız embriyolar daha çok
hasar görebilir. Ender olarak çözüldükten sonra hiç kaliteli embriyo
kalmayabilir. Bu durumda embriyo transferi iptal edilir.
Ayrıca
over dokusu veya tanı amaçlı
cerrahi
yöntemle
elde edilen sperm dokusu daha ileride kullanılmak üzere dondurulabilir.
Sperm dondurma işlemi, genellikle tanı amaçlı biyopsilerden elde edilen örneklerin dondurulması ile olduğu gibi, bazen
kanser nedeniyle uygulanacak tedavi öncesi, daha sonra hastanın kendisine kullanılmak
üzere sperm ihtiva eden testis dokusunun dondurularak saklanması şeklinde de
olmaktadır.
Sayfa
başına dön
Başarı
Oranları
Tüp
Bebek Merkezlerinin başarı oranları bir çok faktöre bağlıdır. Her
merkezin hasta profili ve tedavi şekilleri değişik olduğundan merkezler arası
başarı oranlarını karşılaştırmak yanlıştır. Programa katılan
hastaların problemleri ve siklus başına transfer edilen embriyo sayısı
programın başarı istatistiklerini etkiler. Ayrıca ufak rakamlar üzerinde hesaplanan
istatistikler doğru değildir.
Tüp
Bebek Merkezlerinin başarı oranları zamanla değişebilir ve istatistikler
programın şu anki oranlarını göstermeyebilir. Gebelik oranının ve
canlı doğum oranının tanımlarını anlamak önemlidir. Örneğin, %40
gebelik oranı kadınların % 40'ının eve bebek getirdiği anlamına gelmez.
Gebelik her zaman canlı doğumla sonuçlanmaz. Ayrıca gebelik teriminin bir çok anlamı vardır.
IVF'ten sonra
biyokimyasal gebelik sıkça görülen
bir durumdur. Bu tür gebelik bebeğin kalp atışlarının görülme zamanı
gelinceye kadar düşük ile sonuçlandığından kan ve idrar tahlillerinde kesinleştirilmiş
olmasına rağmen ultrasonla doğrulanmamış gebeliktir.
Klinik gebelik ise ultrasonla görülen fakat
yine de ileride düşükle sonuçlanabilen bir
gebeliktir.
Bu yüzden değişik merkezlerin gebelik oranlarını karşılaştırırken
ne tür gebelikten bahsedildiğini bilmek önemlidir.
Çiftlerin
çoğu, merkezin canlı doğum
oranını, yani IVF siklus başına canlı bebek doğurmanın ihtimalini merak
ederler. Gebelik oranları ve özellikle canlı doğum oranları kadının yaşı
gibi faktörlere de bağlıdır.
Başlanmış her IVF siklus
başına canlı doğum oranları:
-
35 yaş altında kadınlarda %30-35,
-
35-37 yaş
arası kadınlarda %25,
-
38-40 yaş arası kadınlarda %15-20 ve
-
40 yaşını geçmiş
kadınlarda %6-10'dır.
Bu oran dünyadaki birçok
merkezlerin de ortalamasıdır.
Sayfa
başına dön
|