• Arcuat Uterus
    -0

    Normal uterin anatominin bir varyasyanu (çeşidi) olarak da kabul edilen arkuat uterus; rahim üst duvarının içeriye doğru yaylanması olarak tarif edilebilir. Normalde müdehale edilmez yani direk operasyon sebebi değildir. Tanı amaçlı veya başka bir endikasyonla yapılan histeroskopilerde kesilerek düzeltme işlemi yapılır.

    {jwplayer}http://youtu.be/3Toi8qBxJ4w{/jwplayer}

    Prof. Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Arcuat Uterus

    Read more
  • Asherman
    -0

    Geçirilen rahim içi enfeksiyonları, düşükler sonrasında en çokta doğum sonrası plasenta kaldığında veya çocuk aldırma amaçlı yapılan kürtajlardan sonra gelişen rahim iç duvarlarının birbirine yapışması durumuna "Ashermann Sendromu" adı verilir. Adet kanamasının az ya da hiç olmaması ve gebe kalamama gibi durumlarla karakterizedir. Günümüzde tek tedavisi; bu konuda yüksek tecrübe sahibi ellerde yapılan histeroskopik cerrahidir. Videoda şiddetli bir Asherman sendromu vakasının histeroskopik olarak düzeltilmesi ve sonunda da normal anatomik yapıya kavuşturulması görülmektedir.

    {jwplayer}http://youtu.be/iGiLxWfVByQ{/jwplayer}

    Prof.Dr.Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Asherman

    Read more
  • Aşılama (IUI-Intra Uterin Inseminasyon)
    -0

    Aşılama (İnseminasyon), erkekten alınan semenin laboratuvarda çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutulduktan sonra, sperm dışındaki tüm salgılardan arındırılması, hareketlilik ve sayısı artırılan spermlerin çok az bir sıvı medyum içinde ince bir katater yardımıyla rahim içine verilmesidir.
     
    Aşılama ne zaman gerekir?
    Aşılama,
    * Rahim ağzına ait problemler bulunduğunda,
    * Sperm sayı ve hareketinin normalden düşük olduğu durumlarda,
    * İktidarsızlık gibi cinsel fonksiyon bozukluklarında,
    * Şeker hastası olan, mesane boynunda travma veya ameliyat geçirmiş olan erkeklerde meninin mesaneye doğru boşalması demek olan retrograd ejakulasyon bulunduğunda,
    * Nedeni açıklanamayan kısırlık durumlarında,
    * Şiddetli hipospadias ve uyuşturucu maddenin etkisinden penisin sertleşememesi durumunda uygulanır.
    Aşılamanın ovülasyonla eşzamanlı yapılması gerekmektedir. Ayrıca, vazektomi uygulamasından, testis ameliyatından veya radyo/kemoterapiden evvel spermlerini dondurmak isteyen erkekler, ileride aşılama tekniğini uygulayabilirler.
     
    Aşılama Öncesi Değerlendirme
    Kısırlık nedeni ile başvuran çiftlerde kısırlığın nedenini saptamaya yönelik tetkikler:

    Erkekte,
    * Semen analizi (spermiyogram)

    Kadında,
    * Jinekolojik muayene,
    * Rahim ve tüplerin değerlendirilmesi için rahim filmi (HSG),
    * Yumurtalıkların kapasitesini değerlendirmek amacıyla hormon testleri,
    * Bazı özel durumlarda tanısal laparoskopi veya histeroskopi yapılabilir.
    Bunun dışındaki tetkikler tedavi planını değiştirmeyeceği için genel olarak önerilmez.
     
    Meni nasıl toplanır?
    Aşılamaya gereken sperm bir kaç şekilde toplanabilir. Meni ya steril bir kaba, aşılama saatinden en az 2 saat önce mastürbasyon yoluyla ya da doktorun verdiği özel prezervatifle cinsel ilişki sırasında toplanabilir. Retrograd ejakulasyonu olan kişilerde ise, spermler toplanmış idrardan bulunabilir.
     
    Spermlerin Yıkanması:
    Aşılama için erkekten alınan semen, laboratuvarda çeşitli yıkama işlemlerine tabi tutularak sperm dışındaki tüm salgılardan arındırılır. Böylece şiddetli rahim kasılmalarına sebep olabilen prostaglandinlerden ve diğer maddelerden temizlenmiş olan spermler, çok az bir sıvı medyum içine konularak hem sayı hem de hareketliliği artırılmış olarak aşılamaya hazır hale getirilmiş olur.
    Sperm yıkanmasının diğer amacı, rahimde enfeksiyona veya kötü reaksiyonlara sebep olabilecek olan kimyasal maddeleri ve bakterileri yok etmektir. Sperm yıkama uygulaması spermin yumurtayı fertilize etme kabiliyetini arttırır.
     
    Aşılama (IUI):
    Aşılama basit bir uygulamadır ve sadece bir kaç dakika sürer. Hasta muayene masasına alındıktan sonra doktor, vajinaya spekülüm yerleştirir ve özel olarak hazırlanmış (yıkanmış) olan spermleri bir katater aracılığıyla direkt olarak rahmin içine enjekte eder. Böylece spermlerin fertilizasyonun oluştuğu tüplere daha kolay ulaşması sağlanır. Kadında düzensiz ovülasyon bulunuyorsa, doktor ovülasyonu uyaran ilaçlar verebilir. Fertilizasyon olasılığını yükseltmek için IUI, bu ilaçların kullanımıyla beraber uygulanırsa infertilite sebebi bulunmamış çiftlerde gebelik oranlarının yükseldiği görülmüştür.
     
    Başarı oranları:
    Aşılama başarısında infertilite nedeni önemlidir. Sperm miktarı ve motilitesi iyi olan, fakat rahim ağzına ait nedenler veya cinsel ilişki problemi olan durumlarda aşılama çok iyi sonuç vermektedir. Nedeni açıklanmayan kısırlık veya sperm kalitesine bağlı infertilitesi olan kişilerde başarı oranı daha düşüktür.
    En yüksek gebelik oranları ilk 3 uygulamada elde edilir. 6 uygulamadan sonra gebelik şansının çok düşük olduğu gösterilmiştir. Bu durumda tüp bebek yöntemlerine geçilmesi gerekmektedir.
    Geçmişte gebelik geçirenlerde, gebelik ihtimali daha yüksektir. Sakat bebek doğurma olasılığı, tüm doğumların %2- 4'de görülür. Sperm yıkanması ve aşılamanın bu orana hiç bir şekilde etkisi yoktur. Aşılamanın başarı oranı her denemede % 15’dir ve bu oran, fertil (kısır olmayan) çiftlerin gebe kalma oranlarına eşittir.

    Read more
  • Çikolata Kistleri (Endometrioma)
    -0

    Çikolata kistinin ( endometriyoma ) yumurtalıktan kist duvarı ile sıyrılarak laparoskopik yöntemle çıkartılması.

    {jwplayer}http://youtu.be/-wwRMKLbzvA{/jwplayer}

    Prof.Dr.Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Endometrioma

    Read more
  • Endometrial Co-Culture (Yapay Rahim)
    -0

    Rutin tüp bebek uygulamalarında elde edilen embriyolar, yapay bir kültür ortamı içerisinde bir süre büyümeye bırakılır ve daha sonra bu ortamdan alınarak anne rahmine yerleştirilir. Endometrial co-culture uygulamasında rahim iç tabakasından (endometrium) adetin 20-25'inci günleri arasında alınan az miktarda doku örneği laboratuvar koşullarında üretilerek yapay bir rahim içi dokusu oluşturulur. Bu uygulamada amaç doğal gebelikteki ortamın laboratuvar içinde oluşturulması ve böylece embriyoların anne rahmi içinde büyüyor gibi uygun bir ortamda bulunmalarıdır.

    Döllenen yumurtanın embriyoya dönüşmesi tümüyle annenin ürettiği doğal hücrelerin oluşturduğu zemin üzerinde oluşur. Co-culture ile sağlanan ortam embriyonun gelişmesi için uygun proteinler ve büyüme faktörleri bulundurur ve daha sonra anne rahmine yerleştirildiğinde embriyonun daha iyi tutunmasını sağlar. Bu nedenle tekrarlayan tüp bebek uygulamalarına rağmen başarı elde edilemeyen olgularda co-culture (yapay rahim) uygulamasıyla tüp bebek denenmesi faydalı olabilmektedir.

    Co-culture uygulaması özel teknikler ve alt yapı gerektirdiğinden ülkemizde, kliniğimizin de dahil olduğu az sayıdaki merkezde uygulanmaktadır.

    Read more
  • Endometrial Polip
    -0

    Aşırı adet görme, adetin uzun sürmesi, lekelenme gibi poblemlere neden olabilen endometriyal polipler aynı zamanda gebe kalamamaya veya tüp bebek başarısızlığına da yol açabilmektedirler. Histeroskopi ile alınan polipler videoda izlenmektedir.

    {jwplayer}http://youtu.be/Mh0V6IfPbgY{/jwplayer}

    Prof.Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Endometrial Polip

    Read more
  • Erkeğin Değerlendirilmesi
    -0

    Erkeklerde saptanan problemlerin bir kısmı düzeltilebilir faktörler iken (hormonal bozukluklar, sperm kanallarında tıkanıklık vs.), çoğu zaman da geçirilmiş kabakulak enfeksiyonuna bağlı olarak testis fonksiyonlarında körelme gibi düzeltilemeyen faktörlerdir.
     
    Erkeğin değerlendirilmesi sırasında amaçlanan:
    —Düzeltilebilir durumların saptanması
     
    —Düzeltilemeyen durumların varlığında ve ağır sperm problemi durumunda tüp bebek teknikleri kullanmak
     
    —Yaşamı tehdit eden ve ışın tedavisi ya da kemoterapi gibi sperm üretimini olumsuz etkileyecek tedavi yöntemlerinden önce, hastanın ilerde üreme fonksiyonun devamı için sperminin dondurularak saklanmasını sağlamak
     
    —Genetik anomali saptananlarda, doğacak çocukların kromozomal anomaliler yönünden taranmasını sağlamak için mikroenjeksiyon (ICSI) ve preimplantasyon genetik tanı (PGT) yöntemlerinin uygulanmasını sağlamaktır.
     
    Erkek değerlendirilirken ilk yapılması gereken hastanın detaylı öyküsünün alınması ve 1 ay ara ile 2 kez semen analizi yapılmasıdır. Öyküde özellikle cinsel ilişki sıklığı, zamanlaması, çocuklukta ya da sonraki yaşlarda geçirilen hastalıklar, sistemik hastalıklar (şeker hastalığı, akciğer hastalığı vs) , geçirilmiş cerrahiler, cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü ve toksik ilaç kullanımı sorgulanmalıdır. Semen analizi 3 ya da 4 günlük cinsel perhiz sonrası alınan semen örneğinin incelenmesi ile yapılır. Bu değerlendirme sırasında semen miktarı, sperm hareketliliği ve sayısı kaydedilmelidir. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) önerisi dahilinde normal değerler aşağıdaki gibidir:
     
    Miktar :    1.5 - 5 ml
    Sperm konsantrasyonu:     > 15 milyon/ml
    Total hareketlilik :   > %40
    İleri (progresif) hareketlilik:   > %32
    Vitalite (canlı sperm):  > %58
    Sperm morfolojisi:  > %4
    pH: >7.2

    Bu değerlendirmeler ve semen analizi sonucunda anomali saptanan erkeklerde ek olarak;
    — Detaylı fizik muayene; testislerin büyüklüğü, sperm kanallarında tıkanıklık ya da genişleme varlığı, testislerde kızarıklık ya da kitle varlığı açısından
     
    - Hormonal değerlendirme; hormonal yetersizliğe bağlı sperm anomalileri sık görülmezler. O nedenle özellikle sperm sayısı <10 milyon/ml olanlara, seksüel fonksiyon bozukluğu olanlara ve bazı özel endokrinolojik bozukluklara işaret eden bulgular varlığında hormonal değerlendirme yapılması düşünülebilir. Öncelikli hormonal değerlendirme serum FSH ve testosteron ölçümüdür. Eğer testosteron düşük saptanırsa serbest ve total testosteron, LH ve prolaktin değerlerine bakılmalıdır.
     
    a) Beyinde hormon salgılanmasında eksiklik olan hastalarda FSH ve LH seviyesi düşük, testosteron seviyesi de düşüktür.
     
    b) Testislerde sperm yapımında problem olan hastalarda FSH ve LH normal ya da yüksek, testosteron seviyesi normaldir.
     
    — Ejekülasyon Sonrası İdrar İncelemesi: Ejekülat (meni) miktarı az ya da hiç olmayan hastalarda semenin (meni) idrar torbasına geri akışı (Retrograt ejekülasyon) söz konusu olabilir. Özellikle kanal tıkanıklığı, şeker hastalığı ya da bazı ilaçların etkisi ile görülebilir. Bu durumda ejekülasyon (boşalma) sonrası idrar örneği alınarak sperm varlığı açısından değerlendirilebilir.
     
    — Ultrasonografi: Fizik muayenede şüphe uyandıran bulguların varlığında (azospermik hastada palpabl vas deferens varlığı olup testis büyüklüğü normal olan, ejekülat (meni) hacmi az olanlarda sperm kanallarında tıkanıklık açısından) transrektal yada genital bölgeye ultrasonografi yapılabilir.
     
    — Genetik Tarama:Erkekte ağır oligospermi ya da azospermi varlığında genetik test yapılmalıdır. Genetik faktör erkek infertilitesi ile ilişkili olmaktadır.
     
    1- Kistik fibrozis gen mutasyonu; çift taraflı vas deferans yokluğu ile ilişkilidir.
     
    2- Testis Fonksiyonunda Bozukluğa Yol Açan Kromozomal Anomaliler; Kısır erkeklerin %7’sinde kromozomal anomali saptanmaktadır. Bu oran azospermisi olanlarda %10–15, sperm sayısında düşüklük olanlarda ise %5 oranındadır.

    Read more
  • Erkek Kısırlığı
    -0

    Erkeğe ait kısırlık nedenleri arasında en önemlileri:
    1. Nedeni bilinmeyen sayı, hareketlilik ve yapısal bozukluklar (idiopatik oligoasthenoteratospermi-idiopatik OATs)
     
    2. Testislerde kirli kanı taşıyan damarların yetmezliği (varikosel)
     
    3. Menide hiç sperm olmaması (azospermi).
     
    Spermin nedeni bilinmeyen sayı, hareketlilik ve yapısal bozukluklarının tedavisi için bugüne kadar çok sayıda tedavi seçeneği denemiştir. Bunların arasında antiöstrojenler (klomifen sitrat), androjenler (testosteron), antioksidanlar (E ve C vitaminleri), kortikosteroidler,ve hareketlilik artırıcı ajanlar (Padutin, Kallikrein) sayılabilir.
     
    Peki nasıl tedavi edeceğiz?

    Düzensiz beslenen ve sigara içen erkeklerde E vitamini kullanımı önerilebilir. Sigara içimin azaltılması veya tercihen kesilmesi, dar iç çamaşırlarının giyilmemesi, uzun süreli hareketsiz kalınmaması ve daha sağlıklı bir yaşam biçiminin benimsenmesi önemlidir.
     
    Bugün için kabul gören görüş erkeği tedavi etmekten ziyade mevcut spermini kullanmak şeklindedir. Eğer kendiliğinden gebeliğe olanak tanıyan bir sperm analizi varsa, kadının yaşı genç ve evlilik süresi kısa ise bir süre daha beklenebilir. Menide toplam hareketli sperm sayısı 10 milyonun üzerinde ise aşılama yapılabilir. Aşılama uygulaması tüp bebeğe göre basit, ucuz ama başarı şansı da düşük bir seçenektir; uygulama başına başarı şansı %15–17 civarındadır. Bir başarısız uygulama sonrası 2 ay ara verilir ve yapılan çalışmalarda en fazla 3–4 kez uygulamanın etkin olduğu sonucuna varılmıştır. Ağır sperm problemi varlığında veya hafif olgularda aşılama başarısızlığında, mikoenjeksiyon işlemi uygulanmaktadır. Erkek kısırlığın, gerçekte, en etkin tedavisi mikroenjeksiyondur. Kadının da genç olduğu ve yumurtalık kapasitesinin iyi olduğu durumlarda başarı çok yüksektir. Başarı böyle çiftlerde %60-70’lere kadar çıkmaktadır.

    Read more
  • Essure
    -0

    Hidrosalpinks denilen fallop tüplerinin dış uçtan kapanmasıyla, tüpün içinde enfeksiyona bağlı şişme durumlarında; laparoskopik olarak tüpler uterusa yakın bölgeden kesilerek rahim ile olan bağlantısı engellenir. Bu yapılacak olan tüp bebek işleminin başarısını arttırır. Ancak bazen yoğun yapışıklıklara veya hastanın özel tıbbi durumlarına bağlı olarak bu operasyonun yapılması sakıncalı olabilir. Böyle durumlarda iltihaplı sıvının rahim içerisine akmasını engellemek için Essure adı verilen bir özel malzeme histeroskopik olarak tüplerin rahim içine açıldığı yere yerleştirilir ve gelişen reaksiyonla tüpler içeriden tıkanır.

    {jwplayer}http://youtu.be/jSwGBv0iImg{/jwplayer}

    Prof.Dr.Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Essure

    Read more
  • Fimozis (Tüp Uç Kısmında Yapışıklık)
    -0

    Tüplerin karın içine açılan kısmının darlığı olarak tarif edilen; Fimozis, kapalı yöntemle ( laparoskopi ) genişletilerek rahat geçiş sağlanmaktadır. Fimozis nedeniyle gebe kalamayan kişiler bu operasyondan yarar görebilmektedir.

    {jwplayer}http://youtu.be/_xqFGLzMWyw{/jwplayer}

    Prof. Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Fimozis ( tüp uç kısmında yapışıklık)

    Read more
  • Histeroskopi
    -2

    Histeroskopi, soğuk ışık kaynağı, video kamera ve rahim içine verilen sıvı/gaz distansiyon medyumu yardımı ile rahim iç boşluğunun görüntülenmesine verilen isimdir.
    Tanısal veya tedavi edici amaçla yapılabilir. Tanısal amaçla bugün büyük çoğunlukla ofis histeroskopi'den yararlanılmaktadır. Tedavi edici amaçla yapılan histeroskopilerin bir kısmı ofis histeroskopi yardımı ile bir kısmı ise rezekteskop denilen özel bir alet yardımı ile yapılır. Polipler, ağır olmayan yapışıklıklar, derin olmayan perdeler ofis histeroskopi esnasında düzeltilebilir iken, yaygın rahim içi yapışıklıkar, derin perde kesilmesi ve rahim içine yerleşik myom tedavisinde rezekteskop kullanılır. Gerek ofis histeroskopisi gerekse de rezekteskop kullanımında derin olmayan maske ile genel anestezi kullanılır.
     
    Ofis Histeroskopi
    Ofis histeroskopide rahim ağzını genişletmeden rahim içine kolayca sokulabilecek çok ince aletler (2.9 mm çaplı) kullanılmaktadır. Ofis histeroskopi önceleri sadece tanı koymak amacı ile uygulanmasına rağmen son yıllarda rahim içinde görülen pek çok anormalliğin tedavisinde de kullanılır hale gelmiştir. Ofis histeroskopi en çok anormal kanamalarda, kısırlığın değerlendirilmesinde, rahim içi yapışıklık, küçük myom ve poliplerin alınmasında kullanılır. Ofis histeroskopi ile derin olmayan septum adı verilen rahim içinde doğuştan olan perde ya da duvarların da kesilmesi de olanaklıdır. İpi rahim içine kaçmış olan rahim içi araçların (spiral) çıkarılmasında da ofis histeroskopiden yararlanılır.
     
    Ofis histeroskopi hiç anestezi kullanılmadan yapılabilirse de, biz çok hafif bir genel anestezi kullanmayı hasta konforu açısından tercih etmekteyiz. Histeroskop ile rahim içine girildikten sonra sıvı verilerek rahim boşluğu şişirilir ve video ekranında gözlenir.
     
    Menopoz öncesinde ve menopz sonrasındaki anormal kanamaların tanısında ofis histeroskopi son derece yararlıdır. Rahim içindeki polip, myom, veya tümörler histeroskopi ile kolayca görülür. Bunların bazıları (2 cm’den küçük çaplı) ofis histeroskopi ile alınabilir, bazılarında (2 cm’den büyük çaplı) ise aynı seansta rezekteskop kullanılma gereği olabilir.
     
    Kısırlığın değerlendirilmesinde histeroskopi son derece önemli bir yöntemdir. Rahim içindeki yer kaplayan lezyonlar veya yapışıklıklar kısırlık nedeni olabilir ve bunların önemli bir kısmı histeroskopi ile tedavi edilebilir. Tüp bebek tedavisi öncesinde özellikle rahim filmi olmayan kadınlarda histeroskopi ile rahim iç boşluğunun normal olduğunun teyit edilmesi gerekli olabilir. Özellikle daha önce başarısız denemeleri olan çiftlerde de histeroskopi ile rahim içinin değerlendirmesi gerekebilir. Yapılan bazı çalışmalarda daha önce 2 veya daha fazla tüp bebek başarısızlığı olanlarda histeroskopide %50 oranında rahim iç boşluğunda anormallikler görülmektedir. Her ne kadar, rahim içinde saptanabilecek silik, normal dışı durumların, doğurganlık veya tüp bebek başarısı üzerine etkileri tartışmalıdır. Bireysel uygulamalarımda, geçmiş yıllarda, tüp bebek öncesi çok liberal histeroskopi yapmış iken, eğer karından rahime bir müdahale öyküsü (myom ameliyatı vs) yok ise, kürtaj öyküsü yok ise ve adetin 10-12. günlerinde yapılan vajinal ultrasonografi tamamıyla normal ise, bu olgularda çoğu zaman histeroskopi normal olmakta ve ilave gebelik katkısı sağlamadığı için histeroskopi yapmamaktayım. Eğer bir risk faktörü var ise (myom ameliyatı, kürtaj öyküsü, vajinal ultrasonografide polip-myom varlığı veya iç tabaka düzensizliği), tartışmasız olarak tüp bebek öncesi histeroskopi yapılmalıdır.

    Read more
  • İnfertilite (Kısırlık) Nedir?
    -0

    İnfertilite ya da yaygın deyişle kısırlık daha önce hiç gebelik oluşmaması ya da daha önce gebelik oluşmasına rağmen sonradan bir başka gebeliğin oluşmaması şeklinde ortaya çıkabilir. Tüm kadınların yaklaşık %25'i yaşamlarının herhangi bir döneminde infertilite ile karşılaşacaklardır. Kadınların doğurganlık açısından en verimli oldukları yaş 25 yaş civarıdır ve özellikle 35 yaşından itibaren bu doğurganlıkta belirgin bir azalma gözlenir. Bir çiftin 3 aylık bir dönemde gebeliğe ulaşma şansı ortalama olarak %57, 6 aylık sürede bu oran %72, 1 yıl sonunda %85, 2 yıl sonunda ise %93'dür. Bir başka deyişle, özellikle genç çiftlerde çok da aceleci olmamak gerekir. Yaşları 20'den genç olan çiftlerde infertilite tetkiklerine başlamak için 2 yıl kadar beklenebilir. Yaşları 30'dan fazla olan çiftlerde ise kısırlık tetkiklerine başlamak için duruma göre 6 ile 12 aylık bir sürede gebelik oluşmaması yeterli kabul edilebilir.

    Öte yandan kısırlık tedavisinde bir tedavi protokolünü en az 6 ay sürdürmek gerekir. Ayrıca çiftlerin her şeyden önce bilmeleri gereken şey bu tedavi sürecinin sabır gerektirdiğidir.
     
    Erkekte yaşın fertiliteye (üretkenliğe) olan etkisi tartışmalıdır. Erkek üretkenliği 35 yaş dolayında en yüksek değerlere ulaşmakta ve 45 yaşından sonra belirgin bir düşüş göstermekle birlikte 80'li yaşlarda bile baba olabilen erkekler bilinmektedir ve bu konu kadın yaşı kadar önem taşımamaktadır.
     
    Erkeğe bağlı sebepler % 25-50, kadına bağlı olan % 40-55, her ikisine de bağlı % 10-15, açıklanamayan sebepler ise % 10-15 oranındadır. Bir başka deyişle infertiliteden hemen hemen çiftlerin her ikisi de aynı derecede sorumludur.
     
    Çift ile yapılacak detaylı bir görüşme ve muayene ile bazı sebeplerin daha baştan ortaya konması mümkündür. Bu görüşmenin ardından temel tetkiklere geçilir.
     
    Öncelikle kolay bir tetkik olan erkeğin değerlendirilmesi amacıyla sperm tahlili yani spermiogram yapılır. Yaklaşık 3-5 günlük bir cinsel perhizden sonra erkek mastürbasyon ile sperm örneği verir ve laboratuvarda örneğin Dünya Sağlık Örgütü veya Kruger kriterlerine göre değerlendirilmesi yapılır. Spermlerin sayısı, hareketliliği, canlılık oranı ve şekilleri incelenir. İltihap hücrelerinin varlığı, tıbbi tedavi ile durumu iyileştirmek için yapılabilecek birşey olup olmadığı araştırılır.
     
    Normal kabul edilebilecek bir sperm tahlilinde, Dünya Sağlık Örgütü'nün kriterlerine göre, mililitrede 15 milyon sperm bulunması, bunların en az %40'ının hareketli ve ileri doğru hareket eden (progresif hareketli) sperm oranının ise en az % 32 olması, normal şekilli spermlerin oranının ise Kruger Kriterlerine göre en az % 4 ve üzerinde olması gerekmektedir.
     
    Unutulmamalıdır ki anormal çıkan tek bir spermiyogram ile erkek kısırlığı tanısı koymak uygun değildir.
     
    Erkeklerin sperm sonuçları dalgalanmalar gösterdiğinden dolayı anormallik durumunda tetkikin 4-6 hafta ara ile en az 2 -3 kez tekrarlanması gerekir.

    Read more
  • IVF Başarısını Etkileyen Faktörler
    -0

    Her geçen gün yeni tekniklerin ve imkanların gelişmesine rağmen tüp bebek tedavilerinde başarı oranları henüz istenilen düzeylere gelmemiştir.
     
    İlk tüp bebek bebeği 1978'de dünyaya gelmesi ile birlikte gebelik oranlarını yükseltmek ve başarıyı etkileyen faktörleri araştırmak için yoğun çalışmalar başlamıştır. Başarıyı etkileyen faktörler konusunda her geçen gün yeni bilgiler ortaya atılmasına rağmen ancak bir kısmının gerçekten etkisi olduğu kanıtlanmıştır. Belirtilen bazı faktörlerin etkileri ise daha sonra gösterilememiş veya halen tartışmalıdır.
     
    Ülkeler ve merkezler arasında başarı oranları çok farklılık göstermektedir. Farklı ülkelerden ve değişik merkezlerden bildirilen gebelik oranları % 15-65 arasında değişmektedir. Unutulmaması gereken en önemli konu ise tüp bebeğin bir ekip işi olduğudur. Ekipde yer alan doktor, hemşire, biyolog ve diğer çalışanların koordineli ve hastayla uygum içerisinde çalışması son derece önemlidir.

    Tüp Bebek Uygulamalarında Gebe Kalma Şansını Belirleyen Faktörler?
    Tüp bebek uygulamalarında gebe kalma şansını belirleyen birçok nokta vardır. Bunlardan en önemlisi tedavi görmekte olan kadının yaşıdır. Gebe kalma şansı 35 yaşından genç kadınlarda en yüksek seviyede, 35-38 yaş arasındaki kabul edilebilir düzeyde, 38-40 yaş arasında azalan, 40-42 yaş arasında yine de ümidimizi muhafaza ettiğimiz, 42-44 yaş arasında ise gittikçe düşmüş durumdadır. Transfer edilen embriyo sayısı da gebelik şansını belirleyen bir faktördür. Tüm yaş gruplarına bakıldığında; tek embriyo transferi ile gebelik beklentisi yüzde 28 dolaylarında iken, çift embriyo transferi ile bu oran yüzde 45'e çıkmaktadır. Tek embriyo transferi yapılan vakalarda geriye dondurulabilecek birçok embriyo kalmaktadır ve bunların kullanımı ile de ciddi oranda gebeliklere ulaşılmaktadır. Ciddi derecede erkek faktörüne bağlı infertilitede, spermin ciddi şekil bozulduğu gösterdiği çiftlerde ve sperm üretiminin testiküler yetmezlik nedeniyle bozulduğu azoospermik vakalarda (spermin olmaması) yine gebelik şansı tüp bebek tedavisinde düşmektedir.
     
    Merkezler arasında gebelik oranları arasında bu kadar değişik oranlar bildirilmesinin çeşitli nedenleri vardır. Başlıca nedenler şunladır:
    1. Tedaviye alınan hastalar arasında farklılık olması (hasta seçimi)
    a. Merkezlere müracaat eden hastaların yaş grupları arasında farklılıklar olması
    b. Tedaviye kabul edilen hastalara belli bir yaş sınırı konulması
    c. Tedavisi olumsuz seyreden hastalarda tedavinin iptal edilmesi veya transferin yapılmaması, iptal için farklı kriterlerin kullanılması
    d. Merkezin başarısını düşük göstermemek için tedavi şansı çok düşük olan çiftlerin tedaviye alınmaması
    e. Tedaviye gelen hastaların problem veya hastalıklarının farklı olması
     
    2. Merkezlerde çalışan infertilite uzmanları veya laboratuarda çalışan embriyolog ve biyologların yeterli eğitim ve deneyimlerinin olup olmaması
     
    3. Merkezlerin teknik olanakları, yeni teknikleri uygulama veya çalışanlarının yeni çıkan tedavi yöntemlerini öğrenme ve uygulama imkanlarının olup olmaması
     
    4. Bazı ülkelerde donör oosit ve donör sperm uygulamasının serbest olması. Başka bir genç bayandan alınan yumurta (donör oosit) veya sperm bankasından alınan sperm ile tüp bebek uygulaması yapılabilmektedir. Ciddi yumurta ve sperm sorunu olan çiftlere bu şekilde yapılan uygulamada sorunlar belli ölçüde açılmaktadır. Sonuçta çok düşük gebelik şansı olan hastalarda yüksek gebelik oranları elde edilmektedir.
     
    5. Ülkeler arasında yasal veya etik sınırlamalar sonucu değişik uygulamaların yapılması
    a. Transfer edilen embriyo sayısının sınırlanması (en fazla 2 veya 3)
    b. Embriyo transfer günü konusunda sınırlama (2 gün)
    c. Embriyo, sperm veya testis dokusu dondurma konusunda sınırlamalar
    d. Pre-implantasyon genetik tanı
     
    6. Gebelik oranları bildirilirken, gerçekte tam olarak neyin bildirildiği önemlidir.
    a. Hasta başına, yumurta toplama işlemi veya embriyo transferi başına gebelik oranı
    b. Gebelik testi pozitif (kimyasal gebelikler dahil edildi mi?)
    c. Ultrasonda gebelik kesesinin görülmesi (gebelik kesesi pozitif)
    d. Ultrasonda fetus ve kalp atışlarının görülmesi (kalp atışı pozitif)
    e. Düşüklerin dahil edilip edilmemesi
    f.  Canlı doğum oranları (baby-take-home rate) : En önemlisi budur.
     
    7. Gebelik oranlarının merkezler tarafından yanlış veya abartılı bildirilmesi
     
    Hasta faktörü
    Hasta faktörleri arasında en belirleyici olanları sırayla şunlardır:
    1. Kadın yaşı
    2. Bazal FSH düzeyleri
    3. Tüp bebek uygulama nedeni (bir veya birden fazla sorun)
    4. Kullanılan ilaçlar (stimülasyon ve luteal faz desteği)
    5. Hastanın kooperasyonu (ilaç kullanımı, kontrollere gelmesi)
     
    Kadın yaşı
    Özellikle yaş 35'in üzerinde olduğu zaman olumsuz yönde etkileyen bir parametredir. 40 yaşın üzerindeki bayanlarda ise gebelik oranları çok daha belirgin şekilde düşmektedir.
    1. Over rezervinin azalması (yüksek FSH)
    2. Gelişen follikül sayısının ve elde edilen yumurta sayısının az olası
    3. Yumurtaların uygun kalitede olmaması
    4. Yumurtalarda genetik problem riskinin fazla olması
     
    Over rezervi
    Adet başında yapılan FSH düzeylerinin, gebelik oranları oranları üzerindeki etkisi kesin olarak bilinmektedir. Ancak FSH'nin düzeyleri konusunda farklı görüşler mevcuttur.
    Adetin 2-3. gününde yapılan FSH değerinin 15 IU/mL' nin üzerinde olan bayanlarda over reservinin düşük olduğu kabul edilmektedir. Ayrıca Klomifen sitrat testinde de FSH (3. gün) ve FSH (10. gün) değerleri toplamının 25 IU/mL veya üzerinde olması yine düşük over rezervi olarak kabul edilmektedir.
    Adetin 2-3. gününde saptanan yüksek E2 değerleri de düşük over cevabının habercisi olabilmektedir.
     
    Erkek faktör
    Erkek faktörün başarıya etkisi de sorunun ne olduğuna bağlıdır. Azoospermi olgularında obstrüktif ve non-obstrüktif oluşuna göre ICSI sonuçları değişmektedir. Non-obstrüktif azoospermi gebelik oranları düşmektedir. Ayrıca bu erkelerde kromozom bozukluğu (sayısal veya strüktürel) bulunma riski daha fazla olduğundan böyle bir durumun olması halinde gebelik şansı ileri derecede azalmaktadır. Mikroenjeksiyon uygulandığı taktirde sperm sayı düşüklüğü ve sperm morfoloji bozukluğu genellikle gebelik oranlarını olumsuz etkilememektedir.
     
    Tüp bebek laboratuvarının başarıya etkisi
    ART uygulamalarının kalbi olarak nitelendirilebilecek olan tüp bebek laboratuvarı gerek çalışanlar, gerek kullanılan malzeme ve teknikler açısından sistemin başarısında en önemli faktörlerden birisini oluşturmaktadır.
     
    Laboratuvarda çalışanların konu ile bilgi, beceri ve deneyimleri son derece önemlidir. Laboratuvarda önemsiz gibi düşünülebilecek küçük ayrıntılar gebelik sonuçlarını önemli düzeyde etkileyebilmektedir. Örneğin; işlemler sırasında yumurta manipulasyonunun gereğinden uzun sürmesi, inkübatör kapağının fazla açılıp kapatılması gebelik oranlarını düşürmektedir. Gereken sterilite kurallarına uyulmaması, inkübatörlerin pH ve gaz ayarlarının uygun olmaması, işlemlerin tecrübeli kişilerce yapılmaması başarısızlıkta önemli rol oynamaktadır. Laboratuvarda kullanılan malzemeler non-toksik olmalıdır. Embriyoların gelişim evrelerine göre uygun mediumlar kullanılmalıdır.
     
    Yumurta (oosit) sayı ve kalitesinin başarıya etkisi
    Tüp bebek uygulamalarında yumurta toplama günü elde edilen yumurta sayısı kadar yumurtaların kalitesi de önemlidir. Elde edilen yumurtalardan iyi kalitede olanları (MII) işlemlere alınmaktadır. Başarılı bir döllenme, bölünme ve gelişmesini yapabilmesi için yumurtanın kalitesi son derece önemlidir.
     
    Yumurtanın kalitesini ve olgun olup olmadığını şu şekilde belirlenmektedir:
    Ymmatür oosit (profaz): Polar cisim yok, germinal vezikül koyu, kompakt kumulus mevcuttur.
    MI oosit (metafaz I): Polar body yok, germinal vezikül yok, kumulus geniş ve oosit açık renktir.
    MII oosit (metafaz II): Polar cisim var, ooplasma düzgün, kumulus geniş görünümlüdür.
    Postmatür oosit: Kumulus yığın halinde veya yok, polar cisim var, ooplasma koyu görünümlüdür.
    Dejenere oosit (atretik): Kumulus yok, polar cisim ve çekirdek dejenere görünümlü, vakuol mevcuttur.
     
    Döllenme potansiyeli en yüksek yumurtalar MII olanlardır. MI oositler de bir süre in vitro kültürden sonra M II hale gelebilmekte, ICSI sonrası döllenebilmektedir.

    Yumurta kalitesini etkileyen en önemli faktörler ise şunlardır:
    Kadın yaşı
    FSH düzeyi
    Stimülasyon (ilaç kullanımı), HCG dozu ve zamanlaması: Stimülasyon ve takiplerin doğru olarak yapılması, ilaçların uygun dozda ve zamanında kullanılması tedavinin başarısı ve hiperstimülasyon sendromu açısından önemlidir. HCG iğnesi doğru gün ve zamanda yapılmalı, erken veya geç yapılması sonucu olumsuz etkileyebilmektedir. Gonadotropinlerin çok yüksek dozda ve uzun süreyle kullanıldığı hastalarda yumurta kalitesi daha düşük olmaktadır.
    Yumurta toplama işleminin zamanında ve uygun şekilde yapılması
    Genetik bozukluklar
    Döllenme, embriyo bölünme ve gelişmesinin başarıya etkisi
     
    Fertilizasyon (Döllenme) oranlarının yüksek olmasy gelişecek embriyo sayısını ve kalitesini olumlu yönde etkilenmektedir. Eğer döllenme oranları düşük olur, az sayıda embriyo gelişirse ve onların kaliteleri de düşük olursa gebelik oranları belirgin olarak düşmektedir. Gelişen embriyo sayısı ve kaliteleri pek çok faktöre bağlıdır. Her şeyden önce hastadan toplanan yumurtaların sayı ve kalitesine bağlıdır (hasta faktörü). Genç hastalarda gebelik sonuçlarının daha iyi olmasının başlıca nedeni budur. Ayrıca, genç bayanların yumurtalarında kromozom bozukluğu bulunma riski daha düşüktür. Buna rağmen embriyolarının yaklaşık % 20-40'ında kromozomal bozukluk vardır (anöploidi). Yaş ilerledikçe yumurta sayısı ve kalitesi düşmekte ve embriyolarda kromozom bozukluğu bulunma riski artmaktadır. Embriyo bölünme ve gelişimi üzerinde etki eden önemli faktörlerden biri de kuşkusuz tüp bebek labaratuvarının koşulları ve orada görevli embriyolog ve biyologların bilgi ve deneyimlerine bağlıdır.
     
    Gelişen embriyoların kalitesi şu özelliklerine göre kaliteleri değerlendirilmektedir:
    Embriyoyu oluşturan blastomerlerin büyüklük ve şekillerinin simetrik olması
    Embriyo içindeki fragmanların yüzdesi (fragmantasyon)
    Embriyolar bu özelliklerine göre 4 kaliteye ayrılmaktadır. İyi kaliteli embriyolarda blastomerler simetrik olup ve fragmantasyonun azdır.
     
    Grade I : Blastomerler eşit büyüklükte, fragmantasyon yok veya < % 20
    Grade II : Eşit büyüklükte olmayan blastomerler, fragmantasyon yok veya < % 20
    Grade III : Fragmantasyon % 20-50 ve/veya nonhomojen sitoplasma ve/veya multi-nüklear blastomerler
    Grade IIII :  Fragmantasyon > % 50
     
    Günümüzde embriyo transferleri genellikle yumurta toplama işleminden sonraki 3. günde yapılmaktadır. Bu günde 3 adet, grade 1 ve 8 hücreli embriyo transferi edildiğinde en iyi gebelik sonuçları elde edilmektedir.
     
    Embriyo transferi işleminin başarıya etkisi
    Tüp bebek tedavilerinde gebeliğe ulaşmadaki en son basamak embriyo transferidir. Embriyo transfer işleminin en az travma ile yapılması gerekmektedir. Gerçek transferin nasıl yapılacağını belirlemek için önceden deneme transferi yapılmalıdır. Bu şekilde hastanın rahim ağzı kanalı ve rahim pozisyonu, rahim uzunluğu tespit edilmektedir. Eğer hastanın rahim kanalında darlık gibi bir sorun varsa kanal genişletme işlemi yapılmalıdır (servikal dilatasyon). Önceden elde edilen bu bilgiler ışığında gerçek transfer rahat bir şekilde yapılabilmektedir. Merkezimizde embriyo transfer işlemi ultrason kontolü altında yapılmaktadır. Ultrason kontrolü altında yapılmasının avantajı, kateterin daha rahat yerleştirilmesi ve embriyoların rahim içersinde nereye konulduğunun tam olarak izlenebilmesidir. Bu şekilde yapılan transferler ile daha iyi gebelikler elde edilmiştir. Embriyo transferi işleminin rahat yapılamadığı veya travmatik geçen hastalarda gebelik oranları düşmektedir.
     
    Rahim ve Dölyatağının durumu (Uterus ve Endometrium)
    Embriyonun rahim boşluğunu döşeyen dölyatağı (endometrium) tabakasına tutunup yerleşmesine implantasyon denilmektedir. İmplantasyonun başarılı bir şekilde gerçekleşmesi için embriyonun sağlam ve iyi kalitede olması kadar, endometriumum düzenli bir yapıda gelişmesi ve uygun kalınlıkta olması da son derece önemlidir. Endometrial kalınlığının 6mm'nin altında olması halinde gebelik şansı çok düşüktür.
     
    Aşağıdaki durumlarda endometriuma bağlı olarak implantasyon oranları azalmaktadır:
    1. Endometriuma baskı yapan veya düzensizleştiren myom, polip, doğumsal anomali veya yapışıklıkların olması
    2. Geçirilmiş rahim içi operasyon veya kürtajlar
    3. Enfekiyonlar (özellikle genital tüberküloz geçirenler)
    4. Tüplerin tıkanması sonucu sıvı toplanması (hidrosalpenks)
    5. Endometriumun ince olması ve tedaviyle kalınlaşmaması
    6. Hormonal veya immünolojik nedenler (örneğin: Endometriosis)

    Read more
  • IVF ve Anestezi
    -0

    Merkezimizde yumurta toplama işlemi esnasında hastalar, ‘maske anestezisi’ yöntemiyle anestezi uzman hekimince  uyutulmaktadır. İşlem sırasında hastaların kusma sonucu mide içeriklerinin akciğerlerine kaçması nedeniyle olabilecek solunum problemlerini engellemek için, işlemden önceki gece 24 00 dan sonra aç kalmaları gerekmektedir. Hastaların damaryoluna bir kanül yerleştirildikten sonra, damardan verilen ilaçlarla hastanın uyuması sağlanıp maskeyle anestezik gazlar solutularak işlem tamamlanır. Yaklaşık 15 dakika süren işlem boyunca hasta derin uyku halindedir ve ağrı hissetmez. İşlemin tamamlanmasıyla  hasta ameliyathanede uyandırılıp tam olarak kendine geldikten sonra odasına gönderilir.

    Soluk borusuna tüp sokularak uygulanan genel anestezi yöntemine göre maske anestezisinde, genel anesteziye bağlı pek çok risk görülmez. Hastaların en az 6 saat açlık kuralına uymaları ya da ek hastalıklarının (kalp damar hastalığı, astım ve  diğer akciğer hastalıkları  vs.) olmaması halinde, maske anestezisi yöntemi; hastalar için son derece güvenlidir. Ayrıca ağrı hissedilmemesi ve uyanma-derlenme süresinin kısa olması nedeniyle de son derece konforludur . Anestezi sonrası odalarına alınan hastalar, yaklaşık 2 saat istirahati takiben tamamen kendilerine geldikten  sonra birşeyler yiyip içebilirler. OPU işlemi sonrası ağrı beklenmez, olası basit ağrılar da ağrı kesicilerle giderilir.

    Hastanın anestezi uzmanınca belirlenen, uyutulmasına engel teşkil edecek veya riski arttıracak bir durum varlığında (hastanın tok olması, sistemik bir hastalığının olması, geçirilen aktif bir solunum yolu enfeksiyonu mevcudiyeti) hastaya spinal anestezi uygulanabilir. Spinal anestezide, hastanın bel omurlarının arasından ince bir  iğne ile girilerek beyin omurilik  sıvısı içine lokal anestezik ilaçlar verilir. Böylece işlem uygulanacak bölgede ağrısızlık sağlanarak yumurtalar toplanır.
     Uygun ilaç seçimi ve dozlarıyla; merkezimizde uyguladığımız anestezinin, hastanın sağlıklı yumurtaları üzerine zararlı, toksik etkileri yoktur.
    Ağrısız bir işlem olan embriyo transferi , kadın doğum hekiminin belirlediği özel durumlar dışında merkezimizde anestezi uygulanmadan yapılmaktadır.
    Histereskopi işleminde en az 6 saatlik açlık sonrası hastalara damaryolu açılır ve ‘derin sedasyon’ tekniğiyle damardan verilen anestezik ilaçlarla kısa süreliğine hasta uyutulur, ameliyathanede uyandırıldıktan sonra odasına alınır.
    TESE işleminde de aynı teknikle en az 6 saat açlık sonrasında hastaya damaryolu açılarak verilen anestezik ajanlarla hasta uyutulur. Cerrah tarafından ameliyat bölgesi lokal anesteziyle uyuşturulduktan sonra, ağrısız ve konforlu bir şekilde ameliyat tamamlanır.

    Read more
  • Kadın İnfertilitesi
    -0

    İnfertilite (kısırlık) bir yıl süresince, çiftin herhangi bir doğum kontrol yöntemi uygulamamasına rağmen gebeliğin oluşmadığı durumdur.Genç bir kadının düzenli cinsel ilişkide bulunduğu takdirde gebe kalma şansı her ay için %20-25'dir. Yaş ilerledikçe bu oran düşer.

    İnfertilite (kısırlik) nedenleri erkek, kadın veya her ikisindeki problemlere bağlı olabilir. Son yıllarda sebeplerin %50 erkek, %50 kadına bağlı olduğu saptanmıştır.

    KADINDA KISIRLIK:
    1. Yumurtlama ile ilgili nedenler
    2. Tüplerle ilgili nedenler
    3. Rahimle ilgili nedenler
    4. Daha az görülen diğer nedenler:,
    Muayene kısırlık araştırmalarının en önemli bölümüdür. Kadının muayenesi ve ultrasonografik incelemesinin yapılması, smear (rahim ağzından örnek) alınarak patolojik inceleme yapılması gerekir. Ultrasonografik incelemeler vajinal ultrasonografi ile yapılır. Adetin 2. veya 3. günü ilk inceleme yapılır. Rahim ve yumurtalıklar değerlendirilerek yumurtalıkların büyüklükleri ve rahim iç zarı hakkında bilgi edinilir.

    Yumurtlama ile ilgili nedenler:
    ANOVULASYON (YUMURTLAMANIN OLMAMASI): Bir çok faktör kadinlarda yumurtlama bozukluğuna neden olabilir. Hormonal düzensizlikler, polikistik over sendromu (PKOS), erken menopoz, aşırı egzersiz, düzensiz diyet, stres, sigara ve alkol kullanımı yumurtlamayı etkileyebilir.
    POLİKİSTİK OVER SENDROMU (PKOS): Polikistik over sendromu anovulasyon (yumurtlama olmaması) ve buna bağlı olarak ortaya çıkan kısırlık, tüylenme, sivilceler, adet gecikmeleri ve düzensizliğiyle seyreden bir durumdur. Polikistik kelime olarak "çok sayıda kist" anlamına gelen ve bu durumu tarif etmek için kullanılan bir sözcüktür. Sendrom denmesinin nedeni ise tüylenme, adet düzensizliği ve artmış vücut ağılığı gibi belirtiler topluluğunun (belirtiler topluluğu = sendrom) şeklinde görülebilmesidir. Yumurtlama bozukluğuna bağlı infertilite problemi yaşayan kadınların % 70'inde sorun PKOS'dur. Bu durum şişman hastalarda daha belirgindir. Çocuk isteği olan PKOS hastalarında ilk planda yapılması gereken kilo verilmesidir. %5 civarında bir kilo kaybı genelde yumurtlamanın başlaması için yeterlidir. PKOS hastalarında yumurtlamayı uyarıcı ilaçlar arasında ilk denenmesi gereken klomifen sitratır. Bu ilaç hekim kontrolü altında kullanılır. Klomifen sitartın başarısız olması durumunda ise iki ana yaklaşım söz konusudur. Bunlardan ilki hormonlar ile yumurtalıkları uyarmak ve daha sonra aşılama (inseminasyon) yapmaktır. Bu tedavi ile % 62'ye varan başarı oranları bildirilmiştir. Bu tedavinin en önemli komplikasyonu yuymurtalıkların aşırı uyarılması ve çoğul gebeliklerdir. Tedavi son derece titiz, yakın takip altında ve konuya hakim hekimlerce yapılmalıdır. İkinci alternatif ise laparoskopik diatermidir (LOD). Burada laparoskopi ile karın boşluğuna girilir, yumurtalıklar koter ya da lazer ile yakılarak üzerlerinde küçük delikler açılır. Tedavinin mekanizması bilinmemekle birlikte düzenli yumurtlamayı sağladığı ve klomifene olan cevabı iyileştirdiği gözlenmiştir. LOD sonrası 12 ay içinde kendiliğinden gebelik oranları % 60-80 arasındadır. LOD'un başarısı infertilite süresi 3 yıldan az olanlarda ve LH düzeyleri 10'dan fazla bulunanlarda daha iyidir. Cerrahi tedavi, özel durumlarda son seçenek olarak uygulanmalıdır.

    Tüplerle ilgili nedenler:
    TÜPLERİN TIKALI OLMASI: Tüplerde herhangi bir yapışıklık ya da tıkanıklığın olması yumurtanın rahime ulaşmasında sorun oluşturacağından gebeliği engelleyebilir. Tüplerdeki hasar geçirilmiş ameliyatlar, dış gebelik, endometriozis ve geçirilmiş iltihabi hastalıklara bağlı olabilir.
    HİDROSALPİNKS: Tüpler rahim ile yumurtalıklar arasındaki geçişi sağlayan yapılardır. Sağ veya sol taraftaki tüplerden bir tanesinin veya iki tanesinin yangı veya yapışıklık sonucu tıkanması sıvı birikmesine neden olabilir. Sıvı birikmesi sonucu tüpler genişler. Bu durum hidrosalpinks yani tüpün sıvı ile dolu olması olarak adlandırılır. Bu hastalarda tüp bebek öncesinde sıvı dolu olan tüplerin çıkartılması veya kapatılması uygundur.

    Rahimle ilgili nedenler:
    RAHİM ANOMALİLERİ: (Septum,arkuatus,Didelphis,Ünikollis ünikornis,T şeklinde uterus v.s)
    ENDOMETRİOZİS: Endometriozis üreme çağındaki kadınlarda görülen bir hastalıktır. Rahimin iç tabakasını döşeyen endometrium tabakasında bulunan hücrelerin rahim dışında vücudun diğer bölgelerinde bulunmasına endometriozis denir. Endometriozisli hastaların % 30-40'ında kısırlık görülmektedir.
    MYOMLAR: Miyomlar rahmin düz kas dokusundan gelişen kötü huylu olmayan urlardır. Miyomlar, en fazla 25-35 yaşları arasında görülürler. Miyomlar kadının gebe kalmasını ya da gebe kaldıktan sonra rahmin gebeliği taşımasını zorlaştırabilirler.

    Daha az görülen diğer nedenler:
    Yaş Faktörü
    - DOĞURGANLIK NE ZAMAN AZALMAYA BAŞLAR? : Doğurganlık yaşla birlikte azalmaktadır. Yumurta kalitesi kalitesi ve sayısı yaşla birlikte düşmeye başlar. Bu azalma 35 yaşından sonra hızlanır. 35 yaş üstü kadınların üçte birinde, 40 yaş üstü kadınların üçte ikisinde kısırlık problemi vardır.
    - DOĞURGANLIK NEDEN YAŞ İLERLEMESİYLE AZALIR? : Yaşın ilerlemesiyle birlikte yumurtalıklardaki yumurta sayısı ve kalitesiyle direkt olarak azalmaktadır. Kadınlar doğumda belirli sayıda yumurtaya sahipken çocukluk çağında yavaş yavaş azalarak ergenlik döneminden itibaren her ay yumurtlar ve bu azalma menopoza kadar devam eder. Kalan yumurtaların ise yaşla birlikte kalitesi azalır. Döllenmeyen ve rahim içine yerleşmeyen yumurtalar emilerek vücut tarafından uzaklaştırılır.
    - DOĞURGANLIĞIN AZALDIĞI NASIL ANLAŞILIR? : Adetin belli dönemlerinde yapılan hormon testleri sayesinde doğurganlık hakkında bilgi edinebilir. Adetin 3. gününde FSH ve estradiol hormonlarının kan düzeylerinin bakılmasıyla yumurtalık rezervi değerlendirilir.
    Bu hormonların düzeyleri yüksek saptanması halinde gebelik oranında azalma söz konusudur. Yumurtalık rezervini değerlendirmek için yapılan diğer bir test, klomifen sitrat  testidir. Klomifen sitrat vermeden ve verdikten sonraki FSH hormon düzeylerine bakılır, normalde klomifen sitrat FSH ve LH ı stimüle ederek kandaki FSH ve LH düzeylerini arttırır. Belli bir değer üstüne çıkan FSH düzeyleri kötü prognozu göstergesidir. Son zamanlarda granüloza hücrelerinden salgılanan AMH önem kazanmıştır. Fakat labaratuvardan labaratuvara değişiklik gösterebilir. Yani sihirli bir küre olmadığını bilmelisiniz. Benim için ise en önemlisi antral follikül sayısı (AFC) dır.
     
    Cinsel İlişkilerin Hamile Kalma İhtimalinin Çok Az Olduğu Zamanlarda Yapılması
    Açıklanamayan İnfertilite
    Bazı infertil hastalarda bütün tetkikler normal çıkabilir. Bu çiftlerde tetkikler yumurtlama olduğunu göstermesine, fallop tüpleri açık bulunmasına ve spermiyogram normal olmasına karşın gebelik oluşmamaktadır. Bu gruba açıklanamayan infertilite grubu denir. İnfertil çiftlerin %10-15'i böyledir.

    SİGARA: Yumurtalıkların östrojen salgılayan hücrelerini kötü yönde etkileyerek östrojen azalmasına neden olduğu gibi, yumurtalıkların genetik anomalilere daha yatkın olmasına sebep olabilir. Ayrıca yumurtalıkların erken yetmezlik ve rezervin tükenmesine neden olarak erken menopoza yol açar. Gebe kalan kadınlarda da sigaranın toksik etkileri söz konusu, düşük ağırlıklı bebek, erken doğum ve düşüklere sebep olabilir.

    KİLO:  Doğurganlığı etkileyen diğer faktörlerden biri kadının kilosudur. Kilo artması veya azalması doğurganlığı etkiler. Kilonun 10-15 persentilin altına düşmesi hormon salgılanmasını etkileyerek yumurtlama bozuklukları ve adet düzensizliklerine neden olabilir. Atletik, profesyonel dans ve aşırı ekzersiz yapan kadınlar veya az kalorili, kötü beslenme alışkanlığı olanlar riskli grup arasında sayılır. Kilo artışı 10-15 persentilden fazla olanlar da aşırı yağ dokusundan salgılanan yüksek miktarda östrojenin doğurganlığı etkilediği ve yine bu kadınlarda serum insülin düzeyinin artması sonucu yumurtlama problemlerinin geliştiği belirtilmiştir.

    CİNSEL YOLLA BULAŞAN HASTALIKLAR: Genital yol enfeksiyonları bazen tüplere kadar ilerleyerek tüplerin tıkanmasına neden olabilir.

    Read more
  • Laparaskopik Dış Gebelik
    -0

    Rahim içerisine yerleşmeyen gebeliğe dış gebelik denir. En çok da tüplerde karşılaşılan dış gebelik bazen hayatı tehdit eden kanamalara neden olabilir. Videoda sol tüp yerleşimli dış gebelik lineer salpingostomi yöntemi ile çıkarılmakta ve kan kaybı olmadan ve hasta tüpünü kaybetmeden operasyon tamamlanmaktadır.

    {jwplayer}http://youtu.be/Y3lW07RxJug{/jwplayer}

    Prof.Dr.Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Dış Gebelik

    Read more
  • Laparaskopik Tüp Ligasyonu
    -0

    Yeterli sayıda çocuk sahibi olduğuna karar veren ve daha fazla çocuk istemeyen çiftler ile gebe kalması tıbben sakıncalı görülenler için tüp ligasyonu ( kordonların bağlanması ) iyi bir alternatifdir. Kalıcı oluşu ve en yüksek oranda gebelikten koruyucu yöntem oluşu avantajıdır. Laparoskopik yöntemle yapıldığında saatler sonra ağrı duymadan yürüyerek eve gitmek artık çok daha fazla tercih edilme sebebidir.

    {jwplayer}http://youtu.be/ejguLlhthcI{/jwplayer}

    Prof.Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Laparaskopik Tüp Ligasyonu

    Read more
  • Laparoskopik Myomektomi
    -0

    Rahim dış yüzünde yerleşmiş olan myom (subseröz myom) çok daha az kan kaybı ve erken ayağa kalkmayı sağlayan laparoskopik yöntemle çıkarılmaktadır. Karın duvarı kesilmeden yapılan bu operasyonlar çok daha az ağrı duyulmasına ve iş-zaman kaybının önüne geçilmesine olanak verir.

    {jwplayer}http://youtu.be/HNDiY88mptE{/jwplayer}

    Prof.Dr.Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Laparaskopik Myomektomi

    Read more
  • Op. Dr. Barış VURALLI Kimdir?
    -2

    1975 Kars doğumlu olup,
    2000 yılında Hacettepe üniversitesini bitirdi.
    2001-2002 Akdeniz üniversitesinde radyoloji asistanlığı yaptı.
    2002-2008 yılında Karadeniz Teknik Üniversitesi tıp fakültesinden kadın hastalıkları ve doğum uzmanı oldu.
    2008-2009 Yalova'da askerlik görevini yaptı
    2009-2014 Trabzon Sürmeli devlet hastanesinde çalıştı.
    2014-2016 Trabzon'da Clinart hastanesinde çalıştı.
    2016 Mart ayında Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi'nde çalışmaya başladı.
    Evli bir çocuk sahibi, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

    Read more
  • Ovarian Drilling
    -0

    PKO (polikistik over hastalığı) hastalarında özelliklede ilaca dirençli olgularda tercih edilebilen cerrahi tedavi yöntemidir. Laparoskopik olarak overin dış yüzünde bulunan küçük kistlerin iğne koter ile elektrik enerjisi kullanılarak delinmesi esasına dayanır. Her overde en az 8-10 kist bu şekilde delinir ve vakaların birçoğunda kendiliğinden yumurtlama ilerleyen dönemlerde görülerek gebelik şansı arttırılır.

    {jwplayer}http://youtu.be/I8IzvMV-iKA{/jwplayer}

    Prof. Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Overian Drilling

    Read more
  • Polikistik Over Sendromu
    -0

    Polikistik Over Sendromu (PCOS) ilk kez 1935 yılında Stein ve Leventhal tarafından adet düzensizliği, şişmanlık ve erkek tipi tüylenme olarak tanımlanmıştır. Stein ve Leventhal adet düzensizliği olan kadınlardan birkaçına teşhis amacıyla yumurtalıklardan parçalar aldıktan sonra bu kadınların adet olduklarını görmüşlerdir. Polikistik overli 7 kadının yumurtalıklarının %50 veya %75 ‘ini çıkardıktan sonra bu kadınların adetlerinin düzeldiğini, ikisinin de gebe kaldığını görmüşlerdir.

    Poli= Latincede çok sayıda
    Kistik= Kist içeren
    Over= Yumurtalık dokusu
     
    Polikistik Over= Çok sayıda kist içeren yumurtalık dokusu anlamına gelmektedir.
     
    Polikistik Over Sendromu, Sclerokistik over sendromu, fonksiyonel yumurtalık hiperandrojenizm ve Stein-Leventhal sendromu gibi çeşitli isimler verilmiştir.
     
    Polikistik over (PCO) ve Polikistik over sendromu (PCOS) farklı kavramlardır.
     
    PCO (Polikistik over)da kadının ultrasonografik olarak yumurtalıklarda inci kolyesi gibi dizili 2-8 mm çapında 10-15 in üzerinde küçük yumurta keselerinin olmasıdır.
     
    PCOS (Polikistik Over Sendromu)'da ise PCO (Polikistik over) ile birlikte adet düzensizliği, şişmanlık, tüylenme ve kısırlık gibi belirtileri de kapsayan hormonal bir bozukluktur.
     
    PCOS belirtileri kadınlarda farklılık göstermektedir. Doktora başvuran kadınlarda tüylenme, şişmanlık ve adet düzensizliği gibi belirtileri bulunurken sadece PCO bulunan kadınlarda vardır. Tüylenme olmayan ve adetleri düzenli kadınlarda da PCO (Polikistik over) bulunabilmektedir.
     
    PCOS’u olan kadınlarda testesteron (erkeklik hormonun) yüksekliği, insülin yüksekliği, prolaktin (süt hormonu) yüksekliği ve LH (luteinizan hormon) yüksekliği gibi hormonal bozukluklar görülmektedir. Bu hormon bozuklukları uzun dönemde kadınların sağlığında olumsuz etkileri olmaktadır.
     
    PCOS ‘u olan kadının ailesinde de aynı risklere sahip olduğu ve bazı genlerin sorumlu olduğu sanılmaktadır. Polikistik over sendromunun kadının hayatının hangi döneminde başladığı bilinmemektedir. Bazı araştırmalar anne karnında bazı araştırmalarda ergenlik döneminde başladığı yolundadır.

    POLİKİSTİK OVER SENDROMU VE İNFERTİLİTE
    Üreme; dünyadaki tüm canlı türlerinin genetik özelliklerini bir sonraki nesillerle aktarmak ve kendi devamlılıklarını sağlamak için gerekli vazgeçilmez bir olgudur. İnsan; zigot denilen, oosit ve spermin birleşmesiyle tek bir hücreden oluşur. Düzenli cinsel ilişkide bulunan çiftlerin %50’si ilk altı ayda, yaklaşık %85’i ise bir yıl içinde gebelik elde eder geri kalan %10-15 oranında çift infertil tanısı alırlar.

    İnfertilite tanım olarak, en az 1 yıl herhangi bir korunma yöntemi uygulanmaksızın haftada 2-3 kere girilen cinsel ilişkiye rağmen gebelik elde edilmemesi infertilite yani kısırlık olarak adlandırılmaktadır.

    İnfertilite görülme sıklığı toplumlar arasında büyük farklılıklar göstermez. Tüm dünyada çiftlerin yaklaşık %15’i infertilite nedeni ile yardımla üreme tekniklerine başvurmak zorunda kalmaktadır. Bu çiftlerin büyük bir kısmında gebe kalamamanın nedenini açıklayacak sebepler bulunabilirken, yaklaşık yüzde 10-12'sinde herhangi bir patoloji tespit edilemez. Bu çiftler açıklanamayan infertilite olarak adlandırılırlar.

    Üreme çağındaki kadınları etkileyen en önemli problem kısırlıktır. Kadınların yaklaşık %6-8 kapsayan Polikistik over sendromunda kısırlığın önemli sebeplerinden biridir.

    Gebelik elde etmek için kadında düzenli yumurtlama ve tüplerin açık olması erkekte sperm sayısının ve hareketliliğinin normal olması gerekmektedir. Düzenli adet döngüsü yumurtlamanın gerçekleştiğinin en iyi göstergesidir. PCOS olan kadınlarda yılda 6 veya daha az adet kanamasının olması düzensiz yumurtladığını göstermektedir. Kanda androjenin (erkeklik hormonunun) yüksek olması ve yüksek insülin düzeyi aylık adet döngüsünü engellemektedir. PCOS’da yumurtlama tamamen durabilir ya da düzensiz olabilir. Düzensiz adet kanaması olan kadınlarda yumurtlama dönemini belirlemek güçleşmekte ve kendiliğinden gebelik elde şansıda düşmektedir.
    Polikistik over sendromu olan kadınlarda gebelik elde etmek için bir çok yöntem denenmiştir. İlk olarak 1935 yılında Stein ve Leventhal PCOS olan kadınlarda tanı koymak amacı ile cerrahi yöntem kullanılarak yumurtalığın bir bölümü kama şeklinde çıkartılmıştır. Bu kadınlarda PCOS belirtilerinin hafiflediği veya kaybolduğu %90 kadının gebe kaldığı gözlenmiştir. 1984 yılında Gjönnaess ve arkadaşları yumurtalıklara ince iğneler batırılarak (ovaryen drilling) yapılmaya başlanmış ve dirençli PCOS vakalarında kullanılmıştır. Bu yöntem anestezi gerekmesi, yumurtalıkların karın içine yapışma riski ve yumurtalık yetmezliği oluşturma riski taşımaktadır. Günümüzde yumurtalıkları uyarma ve yumurtlatmayı sağlayan ilaçların kullanımı tercih edilmektedir ve bu yöntem çok dirençli PCOS vakalarında kullanılmaktadır.

    PCOS ve İnfertilitePolikistik over sendromu tedavilerinde amaç gebelik oluşması için düzenli yumurtlamayı sağlamaktır. PCOS olan bayanlarda yumurtlatma tedavilerine başlamadan önce mutlaka kadında tüplerin açık olduğu ve eşinin sperm sayısı ve hareketliliğinde bir sorun olmadığı yönünde testler yapılmalıdır. PCOS olan kadınlar tedavi sonrası kolaylıkla gebe kalmaktadırlar.

    PCOS'da bulunan kilo fazlası olan kadınlarda diyet ve düzenli egzersizle yumurtlama sağlanabilmektedir.

    Metformin (İnsülin sensitize edici) kullanan %90 yakın kadınlarda yumurtlama sağlanabilir.

    Tedavi sürecinde ilk tercih olarak klomifen sitrat tercih edilebilir. PCOS Klomifen sitrata sıklıkla cevap verir. Klomifen tedavisine cevap vermeyen dirençli vakalarda HMG, Rec FSH ve üriner FSH gibi ilaçlarla yumurtlama sağlanmaya çalışılır. Bu tedavi ile bir ayda %90 yumurtlama ve %10-15 gebelik sağlanmaktadır. Bu tedavi yöntemi 3 kez denenebilir.

    Yumurtlama tedavileri ile gebelik oluşturulamayan kadınlarda gebelik şansı yüksek olan tüp bebektedavisine geçilmelidir. Tüp bebek tedavisinde amaç bir çok yumurtayı bir arada geliştirmektir. Tüp bebek tedavisinde verilen ilaçlarla yumurtalar geliştirilir ve spermlerle mikroenjeksiyon yöntemi ile birleştirilir. Döllenen yumurtalar embriyo haline geldikten sonra içlerinden en iyi bölünen ve kaliteli embriyo seçilerek transfer edilir. PCOS (Polikistik over sendromu) olan kadınlar tüp bebek tedavisinde gebelik elde edilmesi en kolay ve şanslı gruptandır. Tedavi sırasında çok az dozda ilaç uyarımı ile bir çok yumurta elde edilmektedir. Tedaviler sonrasında aşırı uyarım sendromu ve çoğul gebelik gibi yan etkileri vardır.

    Yumurtalık uyarımına cevap vermeyen kadınlarda IVM (In Vitro Matürasyon) yeni bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Yumurtalık uyarımı sonrasında olgunlaşmamış yumurta keseciklerinden alınan yumurtaları laboratuar ortamında 24-48 saat olgunlaşmasını sağlayarak döllendirme yöntemi kullanılabilmektedir. Bu yöntemin daha az ilaç kullanımı ve aşırı uyarım sendromu olasılığı düşük olması gibi avantajları varken gebelik başarı oranı düşük olduğu için yaygın olarak kullanılmamaktadır.

    Read more
  • Pre-İmplantasyon Genetik Tanı
    -0

    Tüp bebek uygulamalarında embriyolar 2-5 günler arasında seçilerek anne adayına transfer edilmektedir. Genellikle. Görünümlerine (morfoloji) göre en kaliteli 2-5 embriyo diğerleri arasından seçilerek transfer edilmektedir. En iyi görünüme sahip embriyolar transfer edilmesine rağmen implantasyon ve klinik gebelik oranları halen istenilen düzeye ulaşmamıştır. Gebelik oluştuktan sonra da ilk 3 ay içerisinde % 20-25’lere varan oranlarda düşük meydana gelmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar embriyoların tutunmamasında anöploidi adı verilen genetik bozuklukların önemli bir rol oynadığı göstermiştir.

    Tüp bebek tedavisi sırasında elde edilen embriyoların % 40-70’inde anöploidi durumu görülmektedir. Transfer edilen embriyolar kaliteli bile olsa genetik bozukluğun olabileceği anlaşılmıştır. Genetik olarak sağlıklı olmayan embriyoların gebelik oluşturma ihtimali ya hiç yok (otozomal monozomi’ler) ya da çok azdır. Gebelik oluştuğu takdirde ise önemli bir kısmı düşükle sonuçlanırken daha az oranlarda ölü doğum veya anomalili bebek doğumu sonuçlanmaktadır.

    Pre-implantasyon genetik tanı (PGD) son yıllarda tüp bebek uygulamalarına girmiştir. PGD yöntemi ile genetik olarak normal ve anormal embriyolar tespit edilmektedir. Aneuploidy screening veya anöploidi taraması yapılarak embriyolardaki sayısal kromozom bozukları ayıklanabilmektedir. Anöploidi screening tüp bebek için başvuran hastaların yaklaşık % 10 kadarına önerilmektedir. Bu % 10 hastaya PGD yapıldığı takdirde normal embriyolar transfer edilerek bu olumsuz gidiş önemli derecede düzeltilmektedir. PGD ‘nin tüp bebek uygulamasındaki önemi giderek artmakta ve giderek daha fazla hastaya PGD yapılması önerilmektedir. Bu şekilde tüp bebek içim başvuran çiftlerin gebelik şansını arttırırken ve olabilecek düşük ihtimalini azalmak hedeflenmektedir.

    PGD’nin tüp bebek uygulamalarına girmesiyle implantasyon ve gebelik oranlarının denen düşük seyrettiği kısmen açıklığa kavuşmuştur. Bu yöntemle en iyi kalitede gibi görülen embriyolarda bile % 40, kötü haldeki embriyolarda ise % 90’lara varan oranlarda genetik bozukluk saplanmıştır. Dolayısıyla iyi kalitede görünen ancak genetik olarak anormal olan embriyoların gebelik oluşturma şansı çok düşük olduğu gibi, gebelik oluşsa bile sonrasında düşükle sonuçlanma ihtimali oldukça yüksektir. Eğer gebelik düşükle sonuçlanmaz ise genetik olarak hastalıklı bir bebeğin dünyaya gelmesi söz konusu olacaktır.

    Gebe kalma sorunu olmayan ancak genetik hastalık taşıyıcı olan çiftlere de PGD yöntemi sayesinde sağlıklı bebek sahibi olabilme olanağı sağlanmaktadır. Bu tür hastalar genellikle tekrarlayan düşük, ölü doğum, anomalili bebek hikâyesi ile başvurmaktadır. Kedilerinde böyle bir genetik hastalık taşıyıcılığı olduğunu önceden bilen çiftlerin bir kısmı ise herhangi bir gebelik girişiminde bulunmadan önce yardım için başvurmaktadır. Tek gen hastalığı veya translokasyon taşıyıcılarında PGD ile sağlıklı gebelik elde etmek artık şansa bırakılmadan başarılabilmektedir.

    Genetik Bozukluklara Genel Bakış
    İnsanda 22 çift otomozal kromozom ve 2 adet seks kromozomu olmak üzere 46 kromozom bulunmaktadır. 46 kromozomun 23’ü anneden 23’ü babadan geçmektedir. DNA zincirlerinden oluşan genetik materyal kromozomlar halinde hücrelerin çekirdeğinde bulunmaktadır. İnsan hücrelerinde 46 kromozom varken sadece tohum hücrelerde (yumurta ve sperm) 23 kromozom vardır. Yumurta ve sperm hücreleri gelişim ve bölünme süreçlerinde 46 kromozomdan 23 kromozoma inmektedir. Bu bölünme şeklinemayoz bölünme adı verilmektedir. Dolasıyla, yumurtanın sperm ile döllenmesinden oluşan embriyoda kromozom sayısı yine 46 olmaktadır.

    Erkek (46, XY): 22 çift otomozal kromozom (1-22)=44
    XY seks kromozomu: 2
    Kadın (46, XX ): 22 çift otomozal kromozom (1-22)=44
    İnsanda 22 çift otomozal, 2 adet seks kromozomu vardır.

    Olgun yumurta (oosit)
    22,X

    Olgun sperm (spermatozoa)
    22,Y veya 22,X

    Yumurta ve sperm hücrelerinde gelişim ve bölünme evreleri görülmektedir. Kromozom sayısı 46’dan 23’e inmektedir.

    Bebeğin cinsiyetini yumurtayı dölleyen sperm hücresinde Y veya X cinsiyet kromozomu olması belirlemektedir. Eğer yumurta (23,X) Y kromozomunu taşıyan bir sperm (23,Y) ile döllenirse o zaman bebeğin cinsiyeti erkek olmaktadır(46 XY ). Eğer yumurta (23,X) X kromozomunu taşıyan bir sperm (23,X) ile döllenirse o zaman bebeğin cinsiyeti kız olmaktadır. (46, XX).Dolayısıyla bebeğin cinsiyetini annenin yumurtası değil babadan geçen sperm belirlemektedir.

    Genetik hastalıklar başlıca aşağıdaki gruplara ayılmaktadır:
    1. Kromozomal bozukluklar
    - Sayısal anomaliler
    - Yapısal anomaliler
    2. Tek gen defektleri
    3. Multifaktöriyel hastalıklar
    4.  Diğer

    Sayısal anomaliler: Normalde 46 olması gerekirken kromozom sayısının eksik veya fazla sayıda bulunmasıdır. Düşükle sonuçlanan ve ölü doğan bebeklerde en sık saptanan genetik bozukluk sayısal anomalilerdir. Sayısal kromozom bozuklukların en sık görüleni ise sayısal anöploidilerdir.
    Anöploidi bir kromozomdan 2 adet olması gerekirken, eksik veya fazla sayıda bulunmasıdır.

    Örneğin:
    21, kromozomdan 2 yerine 3 olursa:
    47, XX + 21 veya 47, XY + 21 (Down Sendromu)

    Seks kromozomu eksik olursa:
    46,X0 (Monozomi X=Turner Sendromu)

    Polipolidi ise 2 çift (23*2) olan kromozom sayısının 23’ün katları şeklinde bulunmasıdır.
    (Triploidi=69. Tetraploidi=92)

    Gebeliği en sık etkileyen kromozomal bozukluklar
    * Turner Sendromu (45, X0)
    * Trizomi 16
    * Trizomi 21
    * Trizomi 22
    * Trizomi 18
    * Triploidi
    * Tetraploidi

    Kromozom bozuklukları gebelik seyrini olumsuz etkilemektedir. Özellikle gebeliğin ilk yarısında meydana gelen düşüklerin önemli bir bölümünden kromozomal bozukluklar sorumludur.

    İlk 3 ayda meydana gelen düşüklerin % 50-60
    İkinci 3 ayda meydana gelen düşüklerin % 30-40
    Üçüncü 3 ayda meydana gelen ölü doğumların %5
    1 yaş altı bebek ölümleri % 5-7

    Kadın yaşı artıkça gebelikte anöploidi sıklığı artmaktadır. 35 yaş üstü kadınlarda yaşla ters orantılı olarak gebelik şansı azalırken, gebe kalanlarda ise düşük ve anomalili bebek doğurma riski belirgin olarak artmaktadır. Bundan dolayı 35 yaşın üstündeki gebelere, 4. Ayda amniosentez adı verilen işlem yaparak bebeğin genetik yapısı araştırılmaktadır. Erkekte ise yaşa bağlı olarak anöploidi riski artmazken, ileri düzeyde sperm problemi olan erkeklerin spermlerinde anöploidi sıklığı artmaktadır.

    Yapısal anomaliler: Translokasyon (Resiprokal ve Robertsonian )
    Delesyon, insersiyon, inversiyon, mikrodelesyon gibi tipleri vardır. Bunları arasında en önemli olanları ise translokasyonlardır. Translokasyonlar tekrarlaran düşüklere yol açabilir.

    Tek gen hastalıkları 3’e ayrılmaktadır.
    1. Otomozal resesif geçiş gösterenler
    Kistik fibrosis. B-talasemi
    Rh uygunsuzluğu, Orak hücreli Anemi
    Spinal musküler atrofi( tip 1)
    Tay – Sachs hastalığı vs.

    2. Otozomal Dominant olanlar
    Myotonik disrofi
    Huntington koreası
    Marfan sendromu
    Charcot Marie Tooth hastalığı v.s

    3. X’e bağlı (cinsiyete bağlı) geçiş gösterenler
    Duchenne/ Becker musküler distrofi
    Frajl sendromu
    Hemofili
    Lesch Nyhan sendromu v.s

    PGT Kimlere ve Nasıl Yapılmaktadır?
    Pre-implantasyon genetik tanı amacıyla blastomer biyopsi işlemi 3. Gün embriyolara yapılmaktadır. Bu dönemdeki embriyolar yaklaşık 6-10 hücreden (blastomer) oluşmaktadır. Genetik inceleme amacıyla 1 veya 2 blastomer alınmaktadır. Blastomerin dışarı alınabilmesi için önce embriyonun dış zarına delik açılması gerekmektedir. (Hatching). Bu amaçla mekanik, lazer veya asit tyroid yöntemi kullanılmaktadır.

    Daha sonra açılan delikten biopsi pipeti ile girilerel diğer blastomerlere zarar vermeden genellikle 1 blastomer dışarı alınmaktadır. Alınan blastomer genetik laboratuvarına ulaştırılmaktadır. Yapılacak genetik araştırmanın türüne göre FISH veya PCR yöntemleri kullanılmaktadır. Anöploidi taraması, translokasyon taşıyıcılığı veya tek gen hastalığı nedeniyle cinsiyet için PCR yöntemi kullanılmaktadır.

    Şu anda merkezimizde FISH yöntemi uygulanmaktadır. FISH yöntemi ile aynı gün sonuç alınmakta ve ertesi gün (4. Gün) normal embriyolar transfer edilmektedir.

    Hangi Durumlarda Pre- İmplantasyon Tanı Önerilmektedir?
    Kadın yaşı > 37
    Tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı
    Anne veya baba adayında translokasyon taşıyıcılığı
    Cinsiyete bağlı geçen gen hastalığı
    Tekrarlayan düşük

    Embriyo Dondurma ve Saklama
    Embriyo dondurma (freezing) programı IVF veya ICSI uygulaması yapılan çiftlere güvenilir bir şekilde yeni gebelik şansı sunar.

    Dondurulmuş embriyoların kullanıldıkları sıklıklarda yumurtaların geliştirilmesi ve yumurta toplanması işlemine gerek yoktur. Hastaya daha az zahmet ve daha az maliyete transfer şansı doğurur. Embriyo transferlerinden sonra arta kalan uygun kalitedeki embriyolar ileri de tekrar kullanılmak üzere saklanır.

    Ayrıca yumurtaların aşırı uyarılması sonucu (OHSS) riski taşıyan hastalarda tüm embriyoların dondurularak riski ortadan kalktıktan sonra embriyolar uygun zamanda çözülerek transfer işlemi gerçekleştirilir. Radyoterapi veya kemoterapi gerektiren kanser tedavilerinden önce ve bazen de rahim içi dokusu (endometrium) kalınlığının gebelik için yeterli olmaması durumunda embriyolar dondurularak saklanır.

    Dondurulmuş embriyolar ile hastaya ikinci bir deneme yada ikinci bir çocuk şansını daha az zahmet ve daha az maliyetle sunar.

    Dondurulmuş embriyoların başarı ile transferi için rahim içinin en iyi şekilde hazırlanması doktorunuz tarafından belirlenecektir. Rahmin iç tabakası bazen hormonlarla hazırlanabileceği gibi düzenli yumurtlayan kadınlarda uygun günün saptanması ile de embriyo transferi yapılabilir.

    Embriyo dondurma işlemi eşlerden her ikisinin rızası alınarak 1. Günden 6. Güne kadar gelişim aşamalarında dondurulabilmektedir. Ülkemizde 5 yıl yasal süreyle embriyolar saklanabilmektedir. 5 yıldan fazla saklanması Bakanlığın iznine tabidir.

    Embriyo dondurma iki farklı yöntemle yapılabilmektedir. Yavaş dondurma (slow freezing) yönteminde programlandırılabilen bir cihaz içinde kademeli olarak soğutma ile sağlanarak dondurulan embriyolar sıvı azot içeren tanklarda – 196 ‘ C de saklanır.
    Hızlı dondurma ( vitrifikasyon ) tekniğinde hücre canlılığı ani ısı düşüşüyle saklanmaktadır.

    Her iki yöntemiyle saklanan embriyolar çözdürüldüğünde sağlıklı olma oranları % 80-85 olup, başarı yüzdesi ise tüp bebek yöntemiyle elde edilen taze embriyolarınkine yakındır.

    Merkezimizde her iki yöntem de başarılı bir şekilde uygulanmakta olup dondurulup çözdürülen embriyolar ile sağlıklı bebekler dünyaya gelmektedir.

    Read more
  • Prof. Dr. M. Turan ÇETİN Tüp Bebek Merkezi
    -2

    Adana Prof. Dr. M. Turan ÇETİN Tüp Bebek MerkeziMerkezimiz, hastalarımızın rahat edebileceği bekleme salonu, kantin, iki ameliyathane, IVF, Androloji, Endokrin laboratuvarları, bir toplantı salonu ve 12 hasta odası ile ayakta tedavi (outpatient) hizmeti veren modern bir kliniktir.
     
    Erkek ve kadın infertilitesinin tanısı ve amaca yönelik semen analizi, hormonlar dahil tüm laboratuvar tetkikleri, ultrasonografi, laparoskopi ve ofis histeroskopi, kontrollü ovulasyon takibi, sperm yıkama ve aşılama, IVF, testis biyopsisi ve gerektiğinde testis dokusu dondurma, mikroinjeksiyon (ICSI), embriyo dondurma (freezing), lazerle assisted hatching ve PGD gibi tüm uygulamalar için her türlü teknolojik alt yapıya sahiptir.
     
    Prof. Dr. M. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi Kadın Sağlığı ve infertilite (kısırlık) konusunda tanı ve tedavi hizmeti vermek üzere kurulmuştur.
    'Yardımla Üreme Teknikleri' her geçen gün baş döndürücü bir hızla gelişmekte olup, en son bilgileri, infertil (kısır) çiftlere, psikolojik ve sosyal olarak sıcak ve samimi bir atmosferde aktarmak bu merkezin amacı olacaktır.
     
    21 Eylül 2003 tarihinde her yönüyle hizmete hazır hale gelen ve son teknoloji ile donanmış olan bu merkez, şu anda Türkiye'nin en büyük tüp bebek merkezlerinden biri olmanın gururunu sizlerle paylaşmaktadır.
     
    Merkezimizde KADIN HASTALIKLARI TEŞHİS VE TEDAVİSİ için JİNEKOLOJİK MUAYENELER, LABORATUAR TETKİKLERİ, uzman ve deneyimli hekimlerimizce yapılmaktadır.

    Read more
  • Psikolojik Destek
    -0

    Infertilite çiftlerde duygusal etkisi olan bir durumdur. Gebe kalmakta başarısız olan çiftler bu durumda psikolojik yönden olumsuz etkilenirler. İnfertil olmak kişide öfke, üzüntü, suçluluk ve endişe hislerini uyandırır. Bu duygular, kişinin özgüvenini ve kendisine olan bakışını etkileyebilir. Böyle kişiler duygularını arkadaşlarıyla veya ailesiyle paylaşmakta zorluk çekebilir, kendisini yalıtılmış hissedebilir.
     
    İnfertilite sebebi kadın veya erkek faktöründen kaynaklanıyor olabilir. Erkek faktörlü infertilite varsa, kadın eşine karşı kızgınlık hissedebilir ve aynı anda partnerinin bu konuda sorumlu olmadığını bilip kızgın olmasından kendini suçlu hissedebilir. Erkekler, partnerlerini gebe bırakmakta başarısız olduklarında kendilerini suçlu hissedebilirler, özgüvenleri ve erkeklik duyguları bundan etkilenebilir. Bazen infertilite yüzünden, erkekler eşlerini kaybetmekten korkarlar. Kadın faktöründen gebelik başarısız olursa, erkek eşine karşı içerleyebilir. Ayrıca, müdahaleler iki partnere de cinsel hayatının içine birisinin zorla girdiğini hissettirebilir. Bu da çiftin cinsel hayatını etkiler.
     
    İnfertilite, genellikle bir çiftin duyumsadığı en acı veren yaşamsal krizin oluşmasına neden olabilir. Bir çocuğa gebe kalmak için uzun zaman süren belirsizlik, önemli duygusal yitimleri peşi sıra getirebilir. İnfertilitenin getirdiği belirsizlikler ve yoğun tıbbi kararlarla başa çıkmak çoğu çiftler için büyük duygusal karışıklığa yol açabilir. Çiftler kendilerini kaygılı, bunalımda, kontrol dışı ve yanıltılmış hissediyorlarsa, onlara yalnız olmadıklarını iletisini, psikolojik danışmalarla vermek gerekir.
     
    İnfertilite tedavisi gören herkesin, inişli çıkışlı duygusal yaşamı olabilecektir. Bazen başarmış olma duygusu oldukça normal bir tepki olarak çıkar karşımıza. Ancak uzun zaman süren tedavi safhasında aşağıda belirtilen belirtilerden herhangi biri hissediliyorsa, bir psikologla görüşmek yararınıza olacaktır:
     
    - Her zamanki aktivitelere karşı ilgi yitimi,
    - Bir türlü geçirilemeyen çöküntü (depresyon),
    - Gergin kişisel ilişkiler (aile ya da arkadaşlarla),
    - İnfertilite dışında herhangi bir şeyi düşünmede yaşanan zorluk,
    - Yüksek kaygı düzeyi,
    - İşleri başarmada azalan yetenek,
    - Konsantrasyon zorluğu,
    - Uyku bozuklukları (uykuya dalmada ya da uykuda kalmada zorluk, sabah erken uyanma, fazla uyuma)
    - Kilo ve iştahınızda değişiklik (artma ya da azalma),
    - Artmış alkol ya da ilaç kullanımı,
    - Özkıyım ya da ölüm hakkında yoğunlaşan düşünceler,
    - Sosyal yalıtım (yalnızlık)
    - Sıkça görülen değersizlik, suçluluk ya da kötümserlik duygusu,
    - Sıkça görülen burukluk ya da kızgınlık/öfke.
    Ayrıca, infertilite tedavisi sırasında, psikoloğunuzla çeşitli seçenekler için konuşulmasında da kesin yarar vardır ve bu seçenekler hakkındaki duygularınızın keşfi, düşünmenizi kolaylaştırmaya ve kararınızı vermenize yardımcı olacaktır.

    Örnek olarak eğer siz:
    Tedavinin bir dönüm noktasındaysanız,
    Alternatif olasılıklar arasında karar vermek durumundaysanız,
    Diğer aile yapısı seçeneklerini keşfediyorsanız,
    İletişim kurmakta zorluk çekiyorsanız ya da
    Hangi yöne gitmeniz konusunda farklı görüşlere sahipseniz, doktorlarınız eşliğinde bir psikolojik yardım almanız size ve eşinize destek sağlayacaktır.
     
    Gebe kalma şansınızı gerçekçi bir şekilde size belirtmek doktorunuzun görevi olmasına rağmen, gebeliğe ulaşmak için ne kadar uğraşmak istediğinize bir tek siz ve eşiniz karar verebilirsiniz. Teşhis ve tedavi birçok yönden sıkıntı verici yöntemler olduklarından, eşinizle beraber istediğiniz tedavileri ve amaçları belirlemeniz gerekir. Bir çok durumda, tedavinin süresini sınırlamak önemlidir.
     
    Bu çok özel bir konu olduğundan, çiftler sorunlarını kimseyle paylaşmak istemeyebilirler. Fakat bu duyguların normal olduğunu ve bunları hissetmekte yalnız olmadığınızı bilmek önemlidir. Sorunla ilgili konuşmak ve acıyı yenebilmek çok önemlidir. Aynı durumları yaşamış olan diğer çiftlerle görüşmek sorunun çözülmesinde yardımcı olabilir. Doktorunuz size dayanışma gruplarının isimlerini verebilir veya infertilite konusunda uzmanlaşmış bir psikiyatrı önerebilir.
     
    Psikolog başkanlığındaki psikolojik danışma birimi, infertilite tedavisinde size çok yardımcı olabilir. Onların ilk amacı, rahatsız edici ve acı verici tıbbi tedavilerle birlikte, infertiliteyle bağdaşık, fiziksel ve duygusal değişikliklerle nasıl başa çıkılacağını bireylere ve çiftlere öğretmeye yardım etmektir.
     
    Bazıları için odak noktaları, bir eşin tepkisiyle nasıl başedilebileceği üzerine olabilir. Diğerleri için doğru tıbbi yöntemin seçimi ya da başka aile oluşumu seçeneklerini bulmaya çalışma üzerine olabilir. Bir diğeri için stresi, kaygıyı ve çöküntüyü kontrol etme üzerine olabilir. Psikolog, destekleyici bir çevrede, hastalara sorun çözme yollarını öğreterek, infertilitelerine karar verebilmeleri için korkuları, elemleri ve diğer duygu durumları konularında yardım ederler. İyi bir terapist, duygularınızı düzenlemenize, zaten varolan hünerlerinizi güçlendirmenize ve yenilerini geliştirmenize yardımcı olabilir. İnfertilite çoğu kişiler için kişisel gelişmeyi güçlendiren, yeni yaşam becerileri kazandıran bir fırsat olarak ortaya çıkabilir.

    Read more
  • Rahim İçi Myom
    -0

    Rahim iç yüzünde yerleşmiş olan myom (submüköz myom) çok daha az kan kaybı ve erken ayağa kalkmayı sağlayan histeroskopik yöntemle çıkarılmaktadır. Karın duvarı kesilmeden yapılan bu operasyonlar çok daha az ağrı duyulmasına ve iş-zaman kaybının önüne geçilmesine olanak verir.

    {jwplayer}http://youtu.be/_Zt1OA9UT9s{/jwplayer}

    Prof.Dr.Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Rahim İçi Myom

    Read more
  • Rahim İçi Yapışıklıklar (Adhezyonlar)
    -0

    Rahim girişine yerleşip kapatan yapışıklık histeroskopik yöntemle kesilerek giderilmekte. Yöntem; ağrısız ve kanamasız olup hastanede yatış gerektirmemektedir.

    {jwplayer}http://youtu.be/g71IQb-tTVs{/jwplayer}

    Prof. Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Rahim İçi Yapışıklıklar

    Read more
  • Sorularla Tüp Bebek Tedavisi
    -0

    Tüp Bebek Hakkında Bilmedikleriniz

    1. Kadınların doğurganlığını etkileyen faktörler nelerdir?

    -En önemli faktör yaştır. Kadın yaşı arttıkça gebe kalabilme şansı azalır. 44 yaşından sonra pratik olarak gebelik şansı çok daha azdır. Daha önce geçirilmiş cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, yumurtalık ve tüpleri etkileyen enfeksiyonlar da gebelik şansını olumsuz olarak etkiler.
     
    2. Kadınlar ne sıklıkla jinekolojik muayene olmalılar?
    -Cinsel olarak aktif olan kadınlarda jinekolojik muayeneler her yıl yapılmalıdır. Bu muayeneler ile beraber rahim ağzı kanseri taraması için PAP testi (smear) de yapılmalıdır.
     
    3. Miyomlar ve tüplerin tıkalı olması hamileliği etkiler mi?
    -Miyomlar rahim iç tabakasına yani bebeğin gelişeceği yere baskı yapıyorsa gebelik şansını etkiler. Rahim duvarından dışarı doğru büyümüş olan miyomlar ise çok büyük olmadıkça gebelik şansını etkilemezler. Tüplerin tıkalı olması ise gebelik oluşumunu imkânsız kılar.
     
    4. Düzenli bir beraberliğe rağmen çocuk sahibi olamayan çiftler, ne zaman tedaviye yönelmeliler?
    -Kadın yaşı 35’in altında ve öyküde gebelik oluşumunu etkiyebilecek herhangi bir problem yoksa 1 yıl, yaş 35’nin üzerinde veya geçmişte gebelik oluşumunu etkiyebilecek bir problem varsa 6 ay sonra inceleme ve tedavi başlanmalıdır.
     
    5. Tüp bebek kaç yaşına kadar uygulanabilir? İleri yaştaki hastalar ne kadar beklemeli?
    -Tüp bebek 45 yaşına kadar uygulanabilir. Ancak 40 yaşından sonra şansın azaldığı bilinmelidir.
     
    6. Mikroenjeksiyon nedir?
    -Mikronenjeksiyon tek bir spermin yumurta içine enjekte edilerek döllenmenin sağlandığı bir tüp bebek yöntemidir
     
    7. IVF (In Vitro Fertilizasyon) nedir?
    -Mikroenjeksiyondan farklı olarak; yumurta başına belirli sayıda sperm (yaklaşık 200.000) yumurtanın çevresine bırakılır ve spermlerden bir tanesi yumurtanın içine kendiliğinden girer.
     
    8. Mikroenjeksiyonun IVF yönteminden farkı nedir?
    -Mikroenjeksiyonda bir sperm direkt olarak yumurta içine özel bir cihaz (mikromanipülatör) aracılığı ile enjekte edilerek döllenmeye yardımcı olunur.
     
    9. IVF veya mikroenjeksiyon kimlere uygulanır? Nasıl uygulanır?
    -Gebe kalamayan hastalarda ve klasik tedavi yöntemlerinin etkisiz olduğu durumlarda uygulanır.
     
    10. Tüp bebek tedavisi hangi aşamalardan oluşmaktadır?
    -Yumurtalıkların uyarılması, yumurta toplanması, yumurtaların döllenmesi, embriyoların gelişimi ve seçilen en iyi embriyonun transferi aşamalarından oluşur.
     
    11. Sperm tetkikinde sperm sayısının çok az olması veya sperm bulunmaması durumunda ne yapılmaktadır?
    -Sperm sayısı az ise mikroenjeksiyon yapılır. Menide hiç sperm olmaması durumlarında ise testis içinde cerrahi olarak TESE, TESA, MESA veya PESA yöntemlerinden herhangi biri kullanılarak sperm aranması gerekir.
     
    12. Yumurta nasıl toplanır? Ağrılı bir işlem midir?
    -Vajinal ultrason ile yumurta toplanır. Kliniğimizde yumurta toplama işleminde hafif genel anestezi kullanmaktayız, bu yüzden hastalarımız ağrı hissetmemektedir.
     
    13. Yumurta toplama işlemi sonrasında kişi kendini nasıl hisseder?
    -Genellikle işlemden bir süre sonra evine gidebilir ve hatta aynı gün öğleden sonra işine dönebilir.
     
    14. Bu tedaviler sonucu yumurtalık rezervi tükeniyor mu?
    -Yumurtalıkların tüp bebek amaçlı uyarılması rezervi azaltmaz.
     
    15. Her yumurta döllenir mi?
    -Yumurtaların döllenmesi için olgun ve yapısal olarak normal olmaları gerekir. Her yumurta döllenmeye müsait değildir. Döllenen her yumurta ise sağlıklı bir embriyo haline dönüşmez.
     
    16. Yumurtalar döllendikten sonra embriyolar rahim içine nasıl yerleştirilir?
    -Embriyo transferi basit bir işlemdir. Rahim ağzından ince bir plastik katater ile ultrason eşliğinde rahim içine yerleştirilir.
     
    17. Transfer sonrası arta kalan embriyo olur mu? Olursa bunlara ne yapılır?
    -Transfer sonrası arta kalan kaliteli embriyolar hastanın isteği doğrultusunda dondurularak saklanabilir.
     
    18. Embriyo seçimi nasıl yapılır? Çoğul gebelik nasıl önlenebiliyor?
    -Bayan yaşı, embriyo kalitesi, uygulama sayısı ve dondurulacak embriyo varlığına göre seçim yapılır. 6. Mart. 2010 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik ile transfer edilen embriyo sayısına yukarıdaki kriterler gözönünde bulundurularak yasal sınırlama getirilmiştir.
     
    19. Transfer sonrası istirahat edilmeli mi?
    -İstirahatın faydası gösterilmiş değil. Normal yaşama devam edilmesini öneriyoruz.
     
    20. Transferden sonra kişi normal aktivitelerine ne zaman döner?
    —Cinsel yaşam ve spor dışında normal aktivitelere transfer sonrasında hemen dönebilir.
     
    21. Kişinin cinsel yaşamını etkiler mi?
    -Gebelik testi gününe kadar ilişki önermiyoruz ancak bu da etkinliği kanıtlanmış bir uygulama değil.
     
    22. Tüp bebek tedavisinde kullanılan hormon ilaçları kanser riskini artırır mı? Bu ilaçların yan etkileri var mı?
    -Kanser riskinde artış söz konusu değildir. Yumurtalıkların aşırı uyarılması (hiperstimulasyon) en önemli risktir.
     
    23. Bu tedaviler sonucu dış gebelik olur mu?
    -Dış gebelik olasılığı %1–3 civarındadır. Hem rahim içinde hem de dışında olma olasılığı ise %0.5 tir. Buna heterotopik gebelik denir.

    24. Dondurulmuş embriyodan elde edilen gebelik sonuçları nasıldır?
    -Dondurulmuş embriyolarla taze embriyolar arasında gebelik meydana getirebilme oranları arasında hemen hemen hiçbir fark bulunmamaktadır.
     
    25. Dondurulmuş embriyo ile normal tüp bebek yöntemiyle doğmuş bebekler arasında sakatlık riski farkı var mı?
    -Fark yoktur.
     
    26. Çiftlerin her ikisinde de tıbbi bir sorun olmadığı halde gebelik elde edilemiyorsa nasıl bir yol izlenir?
    —Tüp bebek ile gebelik olmaması durumunda detaylı bir araştırma yapılmalıdır. Eğer gebeliği engelleyecek bir neden bulunursa tedavi edilmelidir. Ancak çoğu zaman belirgin bir neden bulunmamaktadır.
     
    27. Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?
    -Uygulanan tedavi protokollerine göre değişkenlik arzetmekle birlikte yaklaşık 14-15 gündür.
     
    28. Tüp bebek gebeliklerinde düşük riski daha mı yüksektir?
    —Düşük riski daha yüksek değildir.
     
    29. Tüp bebek kaç kez denenebilir?
    — Üç denemede gebelik şansı artar, daha sonraki denemelerde de gebelik şansı sabit kalır
     
    30. Kullanılan sperm ve yumurtalar eşlerin kendisine mi aittir?
    -Kullanılan bütün sperm ve yumurtalar tamamen eşlerin kendilerine aittir.
     
    31. Tüp bebek tedavisinde cinsiyet belirleyebilir miyiz?
    -Belirlenebilir ancak etik ve kanuni nedenlerde dolayı Türkiyede cinsiyet belirlemek kanuni açıdan yasal değildir..
     
    32. Gebelik oluşmadan önce genetik problemler konusunda alınabilecek önlemler var mı?
    —Eğer aile içinde rastlanan genetik hastalıklar varsa ve bu hastalıkların preimplantasyon tanısı mevcut ise embriyolar üzerinde inceleme yapılabilir.
     
    33. Embriyolarda genetik inceleme kimlere önerilmektedir?
    -Akdeniz anemisi, orak hücreli anemi, ve bunlara benzer tek gen üzerinden geçiş gösteren çok sayıda hastalıkta embriyolarda genetik tanı mümkündür. Ayrıca tekrarlayan IVF başarısızlığı, ileri yaş ve tekrarlayan gebelik kayıplarında genetik inceleme önerilmektedir.
    -Gebelik oluştuktan sonra koryon villus örneklemesi veya amniosentez ile genetik hastalıklardan bazılarının tanısı konabilir.
     
    34. Tüp bebek işleminde başarılı olma şansı nedir?
    -Başarı kadının yaşına ve embriyo kalitesine bağlıdır. 30 yaşın altında gebelik oranları %55-60 civarında olup, 40 yaşında sonra %15-20'lere düşer.
     
    35. Tüp bebek işleminde başarıyı etkileyen faktörler nelerdir?
    -Kadın yaşı, embriyo kalitesi, rahmin bütünlüğü başarıyı etkiler.
     
    36. Tüp bebek tedavisinde başarıyı olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir?
    - Rahim içinde embriyoların tutunmasını engelleyecek yapışıklık, myom veya polip gibi problemlerin olması, tüplerin tıkalı ve içlerinin su dolu olması tüp bebekte başarıyı olumsuz olarak etkiler.
     
    37. Tüp bebek işlemi sırasında oluşabilecek riskler nelerdir?
    -En önemli riskler; çoğul gebelik ve aşırı uyarım sendromu (OHSS-Overyen hipersitimülasyon) dur.
     
    38. Tüp bebek tedavisi süresince hastanede yatmak gerekli midir?
    -İşlemin hiç bir aşamasında yatış gerekmez.
     
    39. Tüp bebek uygulamalarıyla elde edilen gebeliklerden doğan bebeklerle, normal doğan bebekler arasında fark var mı?
    -Herhangi bir fark yok. Sadece testis içinde alınan spermlerin döllenme amaçlı kullanıldığı durumlarda az da olsa bazı anomalilerde artış olabilmektedir.
     
    40.  Doğru tüp bebek merkezinin seçimi için neler önemli? Hastanın bu seçimi yaparken nelere dikkat etmesi gerekir?
    -Tüp Bebek merkezi seçimi, 6. Mart. 2010 tarihinde yürürlüğe giren yeni Tüp Bebek Yönetmeliği ile daha da önem kazanmıştır.   Transfer edilen embriyo sayısına yasal kısıtlama getirilmesi ve devlet desteği koşullarının ağırlaştırılması merkez seçimini daha önemli hala getirmiştir.
    Tüp Bebek merkezi seçimi yaparken dikkat edilmesi gerekenler;
    1. Merkez ne kadar zamandır faaliyette? Ne kadar yoğun? Merkezde çalışan ekip (klinisyen ve embriyolog) ne kadar zamandır tüp bebek ile uğraşmaktadır?
    2. Merkezin gebelik oranları nedir? Özellikle başlanan uygulama başına eve canlı bebekle gitme oranı nedir?
    3. Saygın embriyo dondurma programı var mıdır? Çözme sonrası embriyoların hayatta kalma oranı nedir? Embriyo çözme transferi başına gebelik ve eve canlı bebekle gitme oranı nedir?
    4. Merkeze başvuran hastalara dürüstçe bilgilendirme yapılmakta mıdır?

    Elbette, yukarıda bahsedilen hususlara doğru bilgi ile ulaşmak, günümüzdeki internet veya basın ortamındaki bilgi kirliliği de dikkate alınır ise  zor olabilir. Yine de çiftlerin, araştırmacı olarak, o merkeze giden ve tedavi olan hastalara ulaşarak deneyimlerini paylaşmalarını tavsiye ediyorum.

    Read more
  • Tekrarlayan Düşükler
    -0

    Daha önce hiç canlı doğum yapmamış ve 2 veya daha çok gebelik kaybı yaşamış kadınlarda düşük olasılığı 40'a yaklaşmaktadır. Tekrarlayan düşükler klasik olarak 3 veya daha fazla ardışık gebelik kaybı olarak tanımlanmış olmakla beraber özellikle kısırlık tedavisi sonrası elde edilen iki gebeliğin kaybedilmesi de gerekli incelemelere başlanması için yeterli görülmektedir. Genel olarak toplumdaki kadınların %1'i tekrarlayan düşük sorunu ile karşı karşıyadır.Tekrarlayan düşüklere anatomik, genetik, hormonal, mikrobik ve çevresel etkenlerin veya bağışıklık sistemi ve pıhtılaşma sistemindeki kusurların neden olabileceği öne sürülmüş ve araştırılmıştır.
     
    Rahimdeki doğuştan şekil bozuklukları (septum, çift rahim gibi) kadar myomlar ve polipler gibi edinsel hastalıkların ve özellikle kürtaj sonrası gelişebilen rahim içi yapışıklıkların embriyoların yerleşmesine, gelişmesine veya yeterince kanlanmasına engel olarak gebelik kaybına neden olabildiği bilinmektedir.
     
    Ultrasonografı ve histeroskopi ile bu sorunları tespit etmek ve gerekli cerrahi girişimlerle gidermek mümkündür. Erken gebelik kayıplarının yarısından fazlasında neden genetik sorunlardır. Genetik sorunların çoğunluğu anne veya babadan aktarılmamakta, gebelik sırasında fetüste oluşmaktadır. Ancak tekrarlayan düşüklerin %2-4'ünde kalıtsal genetik kusurlar bulunmaktadır.
     
    Dengeli translokasyonlar (yapısal kromozomal bozukluk) en sık görülen anomalilerdir; bunları mikrodelesyonlar, Robertsonyan translokasyonlar ve yapısal kromozom kusurları izler. Düşük materyalinin ve ailenin genetik incelemesi tanıda yardımcı olabilmektedir. Tekrarlama olasılıkları hakkında bilgi verebilir.
     
    Kontrol altına alınamamış diyabet, tiroid hastalıkları veya kadınlardaki diğer sistemik hastalıklar yumurta gelişimi ve endometriyum gelişimini bozarak gebelik kayıplarına neden olabilmektedir.Yeni bir gebelikten önce her kadının kendi klinik durumuna göre gerekli incelemeler yapılarak gebelik öncesinde bu sorunların giderilmesi veya kontrol altına alınması gebelik sonuçlarını iyileştirebilmektedir.
     
    Embriyonun babadan kaynaklanan antijenlerinin annenin bağışıklık sistemi tarafından yabancı olarak tanınıp gebeliğin tahrip edilmesini önlemek için gebelik sürecinde annenin bağışıklık sisteminde bazı değişikliklerin gerçekleştiği düşünülmektedir.
     
    Rahme yerleşen trofoblastların bağışıklık sistemini uyaran MHC II antijenleri üretmemesi veya baba kaynaklı antijenleri kaplayarak annenin bağışıklık sistemi ile temasını önleyen blokan antikorların gelişimi gibi. Gebelik sırasında anne bağışıklık sisteminde değişiklikler yapan birçok madde üretilmektedir. Bunların bazıları gebelik lehine aktivite gösterirken (Th2, Il-3, Il-4, Il-5, Il-10, Il-13 gibi) bazıları da gebelik için zararlı olabilmektedir (Th1, TNF-alfa, TNF-beta, gamma-interferon, Il-2 gibi). Özellikle Th1 sitokinlerin plasentaya direkt zarar verebildiği düşünülmektedir. Üreme sorunları yaşayan kadınların kanlarında natural killer hücrelerin düzeyinin yüksek olduğu gösterilmişse de gebelik kayıplarındaki rolleri henüz tartışmalıdır. Sonuçta erken gebelikte bağışıklık sisteminin durumu tam olarak açıklığa kavuşmamıştır ve günümüzde buradaki olası sorunlara karşı etkin bir tedavi olmadığından rutin bağışıklık sistemi testleri yaptırmak
     
    Babanın veya üçüncü kişilerin lökositleri ile aşılama veya intravenöz gammaglobulin (IvIG) tedavileri eskiden beri denenmekte olan tedaviler olup büyük ölçekli çalışmalarda henüz bir faydaları gösterilmiş değildir. Bu nedenle Amerika ve Avrupa'daki üreme tıbbı dernekleri rutin test ve tedavilerini
     
    Pıhtılaşma ve fibrinoliz (oluşan pıhtıların eritilmesi) insan vücudunda eş zamanlı oluşan süreçlerdir. Aralarındaki sağlıklı denge hem fazla pıhtılaşmayı (trombozis) hem de kanamayı önlemektedir. Dengeyi pıhtılaşma lehine bozan çeşitli doğumsal ve edinsel kusurlar mevcuttur. Gebelik sırasında pıhtılaşma eğilimi plasenta damarlarının tıkanmasına ve düşüklere neden olabilmektedir. Doğuştan gelen kusurlar içerisinde faktör V Leiden mutasyonu, protrombin gen mutasyonu ve hiperhomosisteinemi en sık görülenlerdir.
     
    Daha nadir olanlar Protein C, protein S ve antitrombin III eksiklikleridir. Pıhtılaşma eğilimi artışı ile seyreden başka bir hastalık da gebelik kaybı ve gebelik sırasında gelişme geriliği, erken doğum gibi sorunlara neden olabilen Antifosfolipid sendromudur. Bu durumlar için gerekli testlerin yapılması ve tanı koyulmasını takiben gebelik sırasında heparin gibi kan sulandırıcı maddeler ile gebelik sonuçları iyileşebilmektedir.
     
    Enfeksiyöz etkenlerin erken gebelik kayıplarıyla ilişkisi oldukça zayıf olup tekrarlayan düşüklere neden oldukları gösterilmiş değildir. Ancak olası bir gebeliğin devam etmesi durumunda oluşabilecek zararlardan dolayı taranmaları ve gereğinde tedavi edilememeleri göz önüne alınabilir.
     
    Tüm bunların yanında fazla kilolu veya çok düşük kilolu olmak gebelik seyrini etkilemektedir beden kütle endeksi 19 – 25 kg/m2 aralığının dışındaki kadınlar yeterli folikasit de içeren dengeli bir diyetle normal vücut ağırlığına ulaştıktan sonra gebe kalmaya çalışırsa daha iyi olacaktır. Sigara, kafein, alkol kullanımı gebelik kaybıyla ilişkili bulunduğundan bu maddelerden kaçınılmalıdır. Kullanılan ilaçlar gözden geçirilerek uygun olmayanlar değiştirilmelidir.

    Read more
  • Tubal Anastomoz
    -0

    Daha önce tüp ligasyonu (kordon bağlanması) yapılmış hastanın tüplerinin laparoskopik yöntemle tamiri. Kesilen yerler uç uca getirilip dikilerek tüpler tekrar sağlıklı hale getirilmektedir.

    {jwplayer}http://youtu.be/bzHPe6om0d8{/jwplayer}

    Prof.Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Tubal Anastomoz

    Read more
  • Tüp Bebek (IVF) Nedir
    -0

    Tüp Bebek (IVF)
    Tüp Bebek, tıbbi adıyla İn Vitro Fertilizasyon, eşlerin üreme hücrelerinin (sperm ve yumurta) elde edilmesinden sonra vücut dışında (laboratuvarda) döllenmesi işlemidir.
     
    Tüp Bebek Uygulamasından Önce Yapılan Testler:
    Tüp bebek uygulamasına karar verildikten sonra, eşlere Sarılık (Hepatit B - Hepatit C), HIV(AIDS), VDRL gibi anne adayının gebeliğini etkileyebilecek hastalıkların testleri yapılır. Adetin 3. günü üremeyle ilgili hormonlara (FSH, LH, Prolaktin, Estradiol) bakılır. Son altı aydan daha eski tarihli olmamak koşuluyla rahim filmi (Histerosalpingografi-HSG) istenir. HSG özellikle rahim içi üreme kanallarının görüntülenmesi ve bilgi edinilmesi açısından önemlidir. Rahim ağzından renkli bir sıvının içeri verilmesini takiben çekilen film, kanalların tıkalı olup olmadığını ve rahim içi kavitenin düzgün olup olmadığını gösterir. Kişiden kişiye değişiklik göstermekle beraber ağrı eşiği düşük olanlar için hafif anestezi altında çekilmesi uygun olabilir.
     
    Rahim içinin değerlendirilmesinde kullanılan bir diğer yöntem histeroskopidir. Çok özel bir mini fiberoptik teleskop ile rahim içine girilerek rahim kavitesi incelenir. Gerektiği taktirde küçük cerrahi müdahaleye olanak veren bu uygulama anestezi altında yapılabilir.
     
    Tanı ve tedavi amacıyla kullanılan bir diğer yöntem olan laparoskopi ise, aynı şekilde genel anestezi altında, göbek altından açılan küçük bir delikten sokulan bir teleskop ile üreme organlarını incelemeyi sağlar. Karın içi yapışıklığı, yumurtalık kisti, küçük myomlar ve endometriyozis gibi sorunlar varsa da aynı anda tedavi edilir.
     
    YUMURTALIKLARIN UYARILMASI
    Her hasta, yaşı, yumurtalıklarının cevap kapasitesi, hormon değerleri ve boy/kilo oranına göre değerlendirilir ve tedavi buna göre planlanır. Her protokolde değişik olmakla birlikte en sık kullanılan tedavi protokolüne göre tüp bebekte öncelikle beyinden salgılanan hormonlar baskılandıktan sonra yumurtalıklar uyarılır.

    Hormonların Baskılanması: Öncelikle yapılması gereken yumurta üretimini sağlayan hormonların belli bir temel düzeye getirilmesidir. Bu amaçla genel olarak adetin 21. gününde veya 2. gününde hormonları baskılayacak ilaçlara başlanır. Bu hormonlar cilt altı iğne veya burun spreyi şeklinde kullanılabilir. Baskılama süresi, hastalar arasında farklılık göstermekte olup 1 ile 3 hafta arasındadır. Baskılayıcı tedaviyi takiben kan tahlilleri ve ultrasonografi incelemesi sonucunda uygun kriterler tespit edilirse, yumurta gelişimini uyaracak hormon tedavisine başlanır. Bununla birlikte programa katılan hastaların % 5 kadarında bu dönemde hormonlar baskılanamadığı için hastalar programı bırakmak zorunda kalabilirler. Bu hastalar daha sonraki bir dönemde tekrar programa katılabilirler.
     
    Yumurtalıkların Uyarılması: Hormon düzeyleri istenilen seviyeye gelmiş olan hastalarda, daha çok yumurta ve embriyo elde ederek gebelik şansını artırmak için, günlük ya LH+FSH kombinasyonu yada sadece FSH içeren hormon preparatları cilt altına veya kas içine uygulanabilir. Yumurta gelişimini uyarıcı ilaçların başlanmasını takiben hastalar seri kontrollere çağırılırlar. Kontroller başlangıçta daha uzun aralıklar ile yapılırken yumurta gelişimi belli seviyeye ulaştıktan sonra günlük kontroller gerekebilir. Bu kontrollerde yumurta gelişimi ve salgılanan hormon düzeylerine göre ilaç dozlarında uygun değişiklikler yapılır. Yumurta gelişim süresi hastadan hastaya değişmekte olup, bu süre yaklaşık olarak 1 ile 3 hafta arasındadır. Programa katılan hastaların %10 kadarında uygun yumurtalık cevabı olmadığı için program iptal edilebilir.
     
    Foliküllerin çatlatılması: Takipler sonucunda folliküller istenilen sayı ve büyüklüğe ulaştığında ve rahim içi dokusu yeterli kalınlığa eriştiğinde hastalara foliküllerin çatlamasını sağlayacak hCG hormonu içeren iğneler yapılmaktadır. Genellikle hCG saat 20.00’den sonra yapılmaktadır. Bu işlemi takip eden 36-40 saat içerisinde folikül çatlayacak ve içlerindeki yumurta hücreleri üreme kanallarına atılacaktır. Tüp bebek işleminde amaç iğne yapıldıktan sonraki 34-35. saatte, foliküller çatlamadan önce, yumurta toplama işlemi gerçekleştirilerek elde edilen yumurta hücrelerinin laboratuvar ortamına ulaştırılmasını sağlamaktır. Bu amaçla iğne yapıldıktan sonraki yumurta toplama işlemi gerçekleştirilmelidir.
     
    Hastaların çok az bir bölümünde yumurtalıkların aşırı uyarılması sonucu karında şişlik, kusma, ağrı gibi şikayetler olabilir. Ovaryen Hiperstimülasyon Sendromu (OHSS) denilen bu sendroma ait yakınmalar olduğunda ilgili doktor haberdar edilmelidir. Özellikle polikistik over hastalığında bu şikayetlerin görülme sıklığı fazladır. Şikayetler hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç gruba ayrılır. Yumurtalıklar normalden büyüktür. Karın içinde, hatta göğüs kafesinde sıvı birikmesi olabilir. Bu da ağrıya yol açar. Özellikle şiddetli ağrı, bulantı, bazen solunum güçlüğünün eşlik ettiği ağır vakalar çok nadir görülebilmektedir. Hastane bakım ve tedavisi gerekebilir. Bu şikayetler hastanın yakın takibiyle, dikkatli ilaç seçimiyle önlenebilir.
     
    YUMURTA VE SPERM TOPLANMASI
    Yumurta toplama işlemi ameliyathane ortamında steril şartlarda yapılmaktadır. Hastanın istemine bağlı olarak genel veya lokal anestezi altında yapılabilir. Bu durum önceden kararlaştırılmalıdır. İşlemden önceki akşam saat 24.00’den itibaren yiyecek ve içecek almamak gerekmektedir.

    Yumurta toplama işleminde, vaginal ultrasound altında, bir iğne yardımıyla içinde yumurta bulunan foliküler sıvı aspire edilmektedir.  Bu uygulamadan sonra oluşabilecek kasık ağrısı için günde 2-3 tablet parasetamol ihtiva eden bir ilaç alınmasında sakınca yoktur. İşlem bittikten sonra bir süre sulu gıdalar ile beslenilir. Yaklaşık 1 saat sonra taburcu olunabilir.
     
    Aynı gün mastürbasyon ile steril kaba alınan meni laboratuara iletilir. Özel yöntemler ile muamele edilerek yıkanır ve işlemlerden geçirilir.
     
    IVF VE MİKROENJEKSİYON (ICSI)
    Toplanan yumurtalar özel besi yerleri (medıum) içine yerleştirilir ve yaklaşık 2-3 saat inkübasyona bırakılır.

    İn Vitro Fertilizasyon (IVF): Alınan her yumurtanın laboratuvar tarafından belirlenen yöntemlerle spermler ile birarada bırakılması ve erkek döl hücrelerinin yumurtaları döllemesi olarak tanımlanır. Yumurtaların döllenip döllenmediğinin kontrolü işlemden 16-24 saat sonra yapılır. Bu yöntem ile elde edilen embriyolar gelişimlerinin en uygun olduğu düşünülen günde rahim içine yerleştirilir.
     
    İntrasitoplazmik Sperm Enjeksiyonu (Mikroenjeksiyon-ICSI): Şiddetli erkek kısırlığı tedavisi için geliştirilmiş bir yardımcı üreme tekniğidir. Sayı, hareketlilik ve şekil bozukluğu olan spermlerin kendiliğinden yumurtaları döllemesi mümkün olmamaktadır.
     
    Bu yöntemde mikropipetler yardımı ile mikroskop altında spermin yumurta içine direkt olarak enjekte edilerek yumurtayı döllemesi amaçlanmaktadır. Böylece bir anlamda zorla döllenme sağlanmaktadır. Erkeğin menisinde spermin bulunmadığı durumlarda epididimal kanal veya testislerden (yumurtalıklardan) elde edilen spermler kullanılarak da mikroenjeksiyon yapılabilir.
     
    Mikroenjeksiyon yönteminde normal yollar ile yumurtayı dölleme yeteneği olmayan spermler kullanıldığı için, gebelik elde edildiğinde bu durumun bebekte anormallik oluşturup oluşturmayacağı araştırılmalıdır. Yapılan incelemelerde mikroenjeksiyon yöntemiyle doğan bebeklerde anomali oranının artmadığı fakat seks kromozom anomalilerinde yaklaşık 2 kat artış olduğu gözlenmiştir. Erkekte sperm azlığına neden olan bu genetik bozukluğun, doğacak erkek bebeğe taşınması mümkündür. Bu durum erkek çocuğun yetişkinlik döneminde sperm üretim bozukluğuna yol açabilir. Bu amaçla gebeliğin 4. ayında amniosentez yapılarak özellikle şiddetli erkek infertilitesi olan çiftlerde seks kromozom anomali riski araştırılabilmektedir.
     
    Günümüzde, daha önce tedavisi olmayan ağır erkek infertilite vakalarında mikroenjeksiyon ile başarılı bir tedavi metodu uygulanmasına rağmen, başarıyı belirleyen en önemli faktör kadının yaşı ve elde edilen yumurtaların kalitesidir. 35 yaş ve üzeri kadınların yumurtalarında kromozom anomalisi oranı artmakta, bu durum verilen embriyoların implante olmasını (rahim duvarına tutunma) ya da gebelik oluşmuş ise bu gebeliğin düşükle sonlanması riskini artırmaktadır.
     
    Bazı kadınlarda ise yaştan bağımsız olarak yumurtalık kapasitesi azalmış olup az sayıda ve kötü kalitede elde edilen yumurtalarda döllenme sorun olmakta ve kötü embriyo kalitesi elde edilmektedir.
     
    EMBRİYO TRANSFERİ
    Döllenme başarılı ise ve embriyo gelişimi gerçekleşirse, 3, 4 veya 5 gün beklenip ardından embriyolar ince bir katater aracılığıyla rahim içine yerleştirilir. 5. gün yapılan transfere blastokist transferi denir ve başarısı daha yüksektir.

    Embriyo transfer işlemi basit ve ağrısızdır, anestezi gerektirmez. Transfer edilecek embriyoların sayısı kadının yaşı ve gelişen embriyoların kalitesine göre değişmektedir. Tüp bebek işlemlerinde çoğul gebelik oranının yüksek olması nedeniyle en uygun sayıda embriyonun transferi sağlanmalıdır.
     
    Transfer işleminden sonra yarım saatlik bir dinlenme yeterlidir. Taburcu olunduktan sonraki 48 saat boyunca istirahat önerilir. Daha sonra normal yaşantıya dönülebilir. Embriyo transferi sonrasında, lekelenme tarzında kahverengi akıntılar olabilir. Bu tamamiyle işleme bağlı olup, hastaların paniğe kapılması gereksizdir. Bununla birlikte karında şişlik, bulantı, kusma ve iştahsızlık gibi şikayetler var ise ovaryen hiperstimülasyon sendromu denilen vücudun hormon preparatlarına verdiği aşırı duyarlılıktan kaynaklanabilecek bir sorun söz konusudur. Bu durumda hemen doktor ile görüşülmesi gerekmektedir.
     
    Transferi takip eden 10. ve 12. günde kanda gebelik testi yapılması istenir. Hastaların adet görmeleri halinde bile bu testin yapılması istenmektedir. Çünkü vaginal kanama gebelik olmadığı anlamına gelmez. Gebelik testinin şüpheli çıktığı durumlarda takip eden 2. günde testin tekrarlanması istenir. Gebelik testi sonucu netleşinceye kadar cinsel ilişki önerilmez. Gebelik tespit edilen hastaların, 10 gün sonra gebelik kesesinin görüntülenmesi için ultrasonografik muayenesi şarttır. Kalp atışı görülünceye kadar gebelik klinik açıdan oluşmamış kabul edildiğinden hastanın yaklaşık 10 gün sonra ikinci bir ultrasonografik kontrolü uygundur. Önerilen ilaçlar dışında ilaç kullanımı gerektiğinde önceden bilgi verilmesi, radyasyon yönünden riskli alanlarda bulunulmaması ve tedavinin başladığı günden itibaren kesinlikle sigara içilmemesi önerilir.
     
    Tedavi gebelikle sonuçlanmaz ise, yeni bir tedaviye başlamak için en az 2-3 ay beklenmelidir.
     
    ASSISTED HATCHING (EMBRİYO TRAŞLAMA)
     Yumurta hücrelerinin dışında zona pellucida denilen koruyucu bir zar mevcuttur. Bu zar normalde embriyo gelişimi ile incelir ve embriyonun rahime tutunması sırasında tamamen kaybolur. Bazı embriyolarda normalden daha kalın olabilen bu zarın inceltilmesi veya delinmesi işlemine ‘assisted hatching’ denilmektedir. Bu uygulama gebelik şansını %10 kadar artırmaktadır.

    Çok düşük dozda laser ışını gönderilerek zarda istenilen büyüklük ve genişlikte delik açılır. Ayrıca biyopsi yapılması gereken olgularda zar tamamen delinir. Embriyoya en az zarar veren ve dışarıda kalma süresi en kısa olan bu yöntem en çok tercih edilendir. Merkezimizde bulunan lazer sistemi ile bu işlem en kısa süre ve en zararsız şekilde uygulanmaktadır. Sistemin uygulanabilirliği çok kolay olmasına rağmen çok dikkat isteyen bir işlemdir. Dondurulup çözülen embriyolara da laser yardımıyla delik açmak gebelik oranını artırmaktadır.
     
    Ayrıca son yıllarda, 35 yaş üstü anne adaylarında veya geçirilmiş başarısız uygulamalarda da kullanımı söz konusudur.
     
    KRİYOPREZERVASYON
    Hastalardan elde edilen ve transfer edilmeyen gebelik oluşturabilecek potansiyele sahip embriyoların yine hastaların onayıyla dondurularak saklanması işlemidir. Hastaların gebe kalamaması veya daha sonra tekrar çocuk istemeleri durumunda kendilerinin olan ve dondurularak saklanan embriyolar çözülerek transfer edilebilir. Dondurulmuş embriyo transferi ile kadın hastanın yoğun hormon tedavisi almasına ve tekrar yumurta toplanması işlemine, erkek hastanın da yeniden sperm vermesine gerek kalmaz. Hastalara yalnızca, transfer öncesi rahim iç dokusunu hazırlamaya yönelik ilaçlar verilir. Yapılan son çalışmalar dondurulmuş (kriyoprezerve) embriyo transferinden sonraki gebelik oranları ile taze embriyo transfer oranları arasında büyük bir fark bulunmadığını göstermektedir. Bunun için embriyo dondurma ve çözme işlemi çok dikkatli yapılmalıdır.
    Kullanılan dondurma sıvıları yoğunlukları giderek artacak şekilde yapılmıştır. Bu sıvılar yardımıyla embriyonun içerisindeki su yavaş yavaş alınır, ve bu suyun yerine, donma sırasında genişleyerek zarın parçalanmasına neden olmayan bir madde geçer. Bu aşama, embriyoya zarar vermeyecek şekilde, belli ısıda ve sürede, kademeli olarak yapılır. Hücre dondurmasında iki temel teknik tanımlanmıştır. Bunlar, insan hücrelerinde ilk uygulanmaya başlayan teknik olan yavaş kontrollü dondurma yöntemi ve daha yeni bir teknik olan vitrifikasyon yöntemidir. Yavaş kontrollü yöntem halen yaygın olarak tercih edilmekle birlikte özellikle, son yıllarda yapılan klinik çalışmalarda ultra hızlı vitrifikasyon tekniğinde embriyolarda daha başarılı canlılık oranları bildirilmiştir. Yavaş kontrollü dondurma ve vitrifikasyon tekniğindeki en temel farklılık, hücrenin yapısal bütünlüğünün korunma mekanizmasıdır. Yavaş dondurma yönteminde, hücre canlılığı, kademeli olarak soğutma esnasında hücre etrafında buz kristalleri oluşturularak sağlanırken, vitrifikasyon tekniğinde konsantrasyonu yüksek dondurma solüsyonları yardımıyla ani ısı düşüşüyle birlikte hücre etrafında cam bir katı yüzey oluşturularak korunmaya çalışılır. Vitrifikasyonda hücrelerin dış ortamda geçirdikleri süre yavaş dondurma yöntemine göre daha kısa (vitrifikasyon-15dk., yavaş dondurma-3 saat.) olduğu için, hücrelerin canlılığının olumsuz yönde etkilenme riski de düşmektedir. Donmuş olan embriyolar, içerisinde sıvı azot olan saklama kaplarının içerisine konur ve -196ºC de saklanır.
     
    Çözme sırasında herhangi bir cihaz kullanılmaz. Dondurma sırasında kullanılan kimyasal sıvılar bu defa ters sırayla hazırlanır. Oda ısısına gelen embriyolar en yoğun sıvıya alınır. Gene bekleme süreleri dikkatlice takip edilerek tekrar vücut ısısı olan 37ºC ye getirilen embriyolar gazlı-nemli sıcak inkübatörlere konur. Dondurulduğu zamandaki gününe ve sayısına göre ya aynı gün transfer edilir ya da 1- 2 gün takip edilerek bölünmeye devam eden kaliteli embriyolar seçilerek kullanılır. Merkezimizde genel olarak bu yöntem tercih edilmektedir. Bölünme ve kalite ne kadar iyi ise gebelik şansı o kadar fazladır.
     
    Dondurma ve çözme işlemi deneyimli bir embriyologca yapılmadığı takdirde embriyo için aşırı hasar verici olabilir. Bu sırada dayanıksız embriyolar daha çok hasar görebilir. Ender olarak çözüldükten sonra hiç kaliteli embriyo kalmayabilir. Bu durumda embriyo transferi iptal edilir.
     
    Ayrıca over dokusu veya tanı amaçlı cerrahi yöntemle elde edilen testis dokusu daha ileride kullanılmak üzere dondurulabilir. Sperm dondurma işlemi, genellikle tanı amaçlı biyopsilerden elde edilen örneklerin dondurulması ile olduğu gibi, bazen kanser nedeniyle uygulanacak tedavi öncesi, daha sonra hastanın kendisine kullanılmak üzere sperm ihtiva eden testis dokusunun dondurularak saklanması şeklinde de olmaktadır.
     
    BAŞARI ORANLARI
    Tüp Bebek Merkezlerinin başarı oranları birçok faktöre bağlıdır. Her merkezin hasta profili ve tedavi şekilleri değişik olduğundan merkezler arası başarı oranlarını karşılaştırmak yanlıştır. Programa katılan hastaların problemleri ve siklus başına transfer edilen embriyo sayısı programın başarı istatistiklerini etkiler.
     
    Tüp Bebek Merkezlerinin başarı oranları zamanla değişebilir ve istatistikler programın şu anki oranlarını göstermeyebilir. Gebelik oranının ve canlı doğum oranının tanımlarını anlamak önemlidir. Örneğin, %40 gebelik oranı kadınların % 40'ının eve bebek getirdiği anlamına gelmez.
     
    IVF'ten sonra biyokimyasal gebelik sıkça görülen bir durumdur. Bu tür gebelik bebeğin kalp atışlarının görülme zamanı gelinceye kadar düşük ile sonuçlandığından kan ve idrar tahlillerinde kesinleştirilmiş olmasına rağmen ultrasonla doğrulanmamış gebeliktir.
     
    Klinik gebelik ise ultrasonla görülen fakat yine de ileride düşükle sonuçlanabilen bir gebeliktir.
     
    Bu yüzden değişik merkezlerin gebelik oranlarını karşılaştırırken ne tür gebelikten bahsedildiğini bilmek önemlidir. Çiftlerin çoğu, merkezin canlı doğum oranını, yani IVF siklus başına canlı bebek doğurmanın ihtimalini merak ederler. Gebelik oranları ve özellikle canlı doğum oranları kadının yaşı gibi faktörlere de bağlıdır.

    Read more
  • Uterin Septum (Rahim İçi Perde)
    -0

    Özellikle erken doğuma sebep olan, ayrıca erken dönem düşüklere neden olduğu ve gebe kalmayı engellediği de düşünülen uterin septum ( rahim içi perde ) Histeroskopik yöntemle kesilerek rahim normal anatomik yapısına kavuşturulmaktadır.

    {jwplayer}http://youtu.be/S0JYueYxWvk{/jwplayer}

    Prof. Dr. Turan Çetin Tüp Bebek Merkezi - Uterine Septum

    Read more

Tüp Bebek TV

Scroll to top